Politika Araştırmaları Merkezi’nin “TERÖRSÜZ TÜRKİYE KOMİSYONU” CHP TEMSİLİ VE STRATEJİK TUTARLILIK” isimli raporunda CHP’nin “Terörsüz Türkiye Komisyonu”nda yer almasının demokratik açıdan önemli olduğu ancak stratejik tutarlılık bakımından dikkatle yönetilmesi gerektiği vurgulandı.
Raporda, CHP’nin komisyondaki rolünün yanlış algılanmasının, kamuoyunda “çelişkili politika” görüntüsüne yol açabileceği belirtildi.
Anayasa Riski: “Hayır duruşu zedelenebilir”
Rapor, komisyonun ilerleyen dönemde anayasa maddeleriyle ilgili kararlar alması durumunda, CHP’nin güçlü biçimde savunduğu “Anayasa değişikliğine hayır” politikasıyla çelişki algısı doğabileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle CHP’nin komisyona onay için değil, denetim için katıldığını açık mesajlarla vurgulaması gerektiği ifade edildi.
“Demokratik Denetim İçin Varız” Mesajı Öne Çıkarılmalı
Çalışmada, CHP’nin temsilini net sınırlarla tanımlaması gerektiği belirtildi. Rapora göre komisyona katılım, yalnızca bir “koltuk doldurma” değil; demokratik şeffaflık, hukuk devleti ilkelerini koruma, süreci içeriden denetleme amacı taşımalı.
Tarihsel Bağlantı: Adalet Yürüyüşü Hatırlatması
Raporda, CHP’nin toplumsal adalet konusunda geçmişte üstlendiği rol hatırlatıldı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2017’deki 450 km’lik ‘Hak, Hukuk, Adalet’ yürüyüşü, partinin kimliğinin önemli bir parçası olarak sunuldu. Parti tabanının bugün de benzer bir “adalet mücadelesi” refleksini taşıdığına dikkat çekildi.
Sonuç: Rol ve Dil Netleşmezse Algı Krizi Doğabilir
Merkezin raporu şu sonuçlarla tamamlandı; CHP’nin komisyon rolü açık biçimde tanımlanmalı, Kamuoyuyla şeffaf ve tutarlı bir dil kurulmalı, olası anayasa değişikliklerinde “hayır” duruşu korunmalı, temsil, aktif demokratik denetim olarak sunulmalı
Rapora göre bu adımlar atılmazsa, CHP’nin katılımı “pasif onay” olarak algılanabilir ve partinin stratejik tutarlılığı zarar görebilir.





