TÜİK “İstatistiklerle Kadın” verilerini açıkladı. Buna göre Türkiye nüfusunun %49,98’i kadın, %50,02’si erkek.
Kadınlar erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşarken eğitim, istihdam ve siyasetteki kadın oranına dair dikkat çekici veriler açıklandı.
Türkiye’de Nüfus Dengesi: Kadın ve Erkek Sayısı Neredeyse Aynı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı “İstatistiklerle Kadın” verileri ülkedeki demografik yapı ve toplumsal göstergelere ilişkin önemli rakamları ortaya koydu.
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 31 Aralık 2025 itibarıyla Türkiye’de kadın nüfusu 43 milyon 32 bin 734, erkek nüfusu ise 43 milyon 59 bin 434 kişi olarak kaydedildi. Böylece toplam nüfusun %49,98’ini kadınlar, %50,02’sini erkekler oluşturdu.
Ancak yaş ilerledikçe bu dengede kadınların lehine bir değişim yaşanıyor. 60 yaş ve üzeri gruplarda kadın nüfus oranı artarken, 90 yaş ve üzeri nüfusta kadınların oranı %69,7’ye kadar yükseliyor.
Kadınlar Erkeklerden Ortalama 5,2 Yıl Daha Uzun Yaşıyor
Hayat tabloları verileri, kadınların yaşam süresinin erkeklere kıyasla daha uzun olduğunu ortaya koydu.
2022–2024 döneminde Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl olarak hesaplanırken bu süre kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde ise 75,5 yıl oldu. Böylece kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldü.
Sağlıklı Yaşam Süresi Erkeklerde Daha Uzun
Sağlıklı yaşam süresi verileri ise farklı bir tabloya işaret ediyor. Günlük yaşam faaliyetlerini kısıtlayan ciddi bir sağlık sorunu olmadan yaşanması beklenen süre Türkiye genelinde 57,6 yıl olarak hesaplandı.
Bu süre:
- Kadınlarda 56,3 yıl
- Erkeklerde 58,9 yıl olarak ölçüldü. Böylece erkeklerin sağlıklı yaşam süresinin kadınlardan 2,6 yıl daha uzun olduğu belirlendi.
Eğitim Seviyesi Yıllar İçinde Belirgin Şekilde Arttı
Türkiye’de eğitim göstergeleri son yıllarda yükseliş trendi gösterdi.
25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl iken 2024 yılında 9,5 yıl oldu.
Cinsiyete göre ortalama eğitim süresi ise şöyle:
- Kadınlar: 8,8 yıl
- Erkekler: 10,2 yıl
Ayrıca en az bir eğitim seviyesini tamamlayan 25 yaş üzeri bireylerin oranı 2008’de %75,1 iken 2024’te %92,6’ya yükseldi.
Yükseköğretim Mezunu Kadın Sayısı Artıyor
Yükseköğretim mezunlarının toplam nüfus içindeki payı son yıllarda dikkat çekici şekilde arttı.
2008 yılında %9,1 olan yükseköğretim mezunu oranı 2024’te %25,2’ye ulaştı.
Bu oran:
- Kadınlarda %23,6
- Erkeklerde %26,8 olarak kaydedildi.
Araştırmalar ayrıca ebeveyn eğitiminin çocukların eğitim düzeyini doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Annesi yükseköğretim mezunu olan bireylerin %84,4’ünün de yükseköğretim mezunu olduğu görüldü.
Kadınların İşgücüne Katılımı Eğitimle Artıyor
2024 yılında Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusta işgücüne katılım oranı %54,2 oldu.
Bu oran:
- Kadınlarda %36,8
- Erkeklerde %72,0 olarak gerçekleşti.
Kadınların işgücüne katılımının eğitim düzeyi arttıkça belirgin şekilde yükseldiği görüldü. Yükseköğretim mezunu kadınlarda işgücüne katılım oranı %68,7 seviyesine ulaştı.
Kadın İstihdamı Erkeklerin Yarısından Daha Az
2024 yılı verilerine göre Türkiye’de istihdam oranı %49,5 olarak ölçüldü.
- Kadınlarda istihdam oranı: %32,5
- Erkeklerde istihdam oranı: %66,9
Bölgesel olarak en yüksek istihdam oranı %54,7 ile Antalya, Isparta ve Burdur’u kapsayan TR61 bölgesindegörülürken, en düşük oran %39,5 ile TRC3 ve TRB2 bölgelerinde kaydedildi.
Kadın istihdamının en yüksek olduğu bölge ise %39,3 ile yine TR61 bölgesi oldu.
Kadınların Yarı Zamanlı Çalışma Oranı Daha Yüksek
2024 yılında yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki payı %12,1 olarak hesaplandı.
Bu oran:
- Kadınlarda %18,3
- Erkeklerde %9,0 olarak kaydedildi.
Öte yandan hanesinde 3 yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranı %26,9 seviyesinde kalırken, aynı durumdaki erkeklerde bu oran %90,9 olarak ölçüldü.
Siyaset ve Akademide Kadın Temsili Artıyor
Son yıllarda kadınların kamusal görevlerdeki temsil oranında artış gözlendi.
- Kadın büyükelçi oranı 2011’de %11,9 iken 2025’te %28,4’e çıktı.
- Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kadın milletvekili oranı %19,9 oldu.
Akademide de kadın oranı yükseliş gösterdi:
- Kadın profesör oranı %34,9
- Kadın doçent oranı %43,3 olarak kaydedildi.
Üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarındaki kadın oranı ise 2012’de %14,4 iken 2024’te %21,5’e yükseldi.
Yapay Zeka Kullanımında Gençler Öne Çıkıyor
2025 yılı verilerine göre internet kullanan bireylerin %19,2’si üretken yapay zekâ araçlarını kullandığını belirtti.
- Kadınlarda kullanım oranı %18,8
- Erkeklerde %19,4 olarak ölçüldü.
Yapay zekayı en yoğun kullanan yaş grubu ise %39,4 ile 16–24 yaş arası gençler oldu.
Yoksulluk Riski Kadınlarda Daha Yüksek
2025 yılı verilerine göre Türkiye’de nüfusun %27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor.
Bu oran:
- Kadınlarda %30,1
- Erkeklerde %25,6 olarak hesaplandı.
Kadınların En Çok Maruz Kaldığı Şiddet Türü Psikolojik Şiddet
Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması sonuçlarına göre kadınların en sık maruz kaldığı şiddet türü psikolojik şiddetoldu.
Şiddet türlerine göre oranlar şöyle:
- Psikolojik şiddet: %28,2
- Ekonomik şiddet: %18,3
- Fiziksel şiddet: %12,8
- Israrlı takip: %10,9
- Dijital şiddet: %8,3
- Cinsel şiddet: %5,4
Araştırma ayrıca şiddetin en çok eş, eski eş veya partnerler tarafından uygulandığını ortaya koydu.
Kaynak: https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/58272
Türkiye’de Kadınların Sosyal ve Ekonomik Gerçeği: Kadının Adı da, Emeği de Yok Sayılıyor!…
Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı “İstatistiklerle Kadın” verileri, kadınların eğitim ve temsilde belirli ilerlemeler kaydettiğini ortaya koysa da özellikle istihdam, yoksulluk ve toplumsal eşitsizlik alanlarında dikkat çeken sorunların devam ettiğini gösteriyor. Verilere göre kadınların işgücüne katılım oranı %36,8’de kalırken erkeklerde bu oran %72 seviyesinde. Benzer şekilde kadınların istihdam oranı %32,5 olurken erkeklerde %66,9’a ulaşıyor. Bu tablo, Türkiye’de kadınların ekonomik hayata katılımında hâlâ ciddi bir uçurum bulunduğunu ortaya koyuyor.
Kadınların çalışma hayatındaki dezavantajı özellikle annelik ve bakım yükümlülükleri nedeniyle daha da belirginleşiyor. Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubundaki kadınların istihdam oranının yalnızca %26,9. Aynı gruptaki erkeklerde istihdam oranının %90,9 olması ise toplumsal rol dağılımındaki dengesizliğe işaret ediyor.
Ekonomik ve sosyal göstergeler de kadınların daha kırılgan bir konumda olduğunu ortaya koyuyor. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı %30,1 ile erkeklerden daha yüksek seviyede bulunuyor. Bunun yanı sıra kadınların üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarındaki oranının %21,5’te kalması ve büyük şirketlerin yönetim kurullarında kadın temsilinin hâlâ %20’nin altında olması, karar alma mekanizmalarında kadınların yeterince yer alamadığını gösteriyor.
Öte yandan araştırmalar kadınların önemli bir bölümünün yaşamlarının bir döneminde şiddete maruz kaldığını ortaya koyuyor. En yaygın şiddet türünün psikolojik şiddet olması ve birçok vakada şiddetin eş veya eski eş tarafından uygulanması, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hâlâ ciddi yapısal sorunların bulunduğunu ortaya koyan en önemli göstergeler arasında yer alıyor.
Bu veriler, kadınların sosyal ve ekonomik hayatta daha güçlü bir konuma gelebilmesi için politika ve uygulamalarda daha kapsamlı adımlar atılması gerektiğini gösteriyor.





