CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yapılacak merkezi sınav öncesinde dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Video mesaj yayımlayan Kaya, sınav güvenliği tartışmalarının ötesinde eğitim sistemindeki yapısal sorunlara odaklanılması gerektiğini söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı verilere dikkat çeken Kaya, 2025-2026 eğitim öğretim yılında 8’inci sınıfta öğrenim gören öğrenci sayısının 1 milyon 279 bin 547 olduğunu, buna karşın LGS’ye başvuran öğrenci sayısının 1 milyon 25 bin 662’de kaldığını hatırlattı. Sınava katılacak öğrenci sayısının ise 1 milyon 22 bin 658 olarak açıklandığını belirten Kaya, yaklaşık 254 bin öğrencinin merkezi sınav sisteminin dışında kaldığını vurguladı.
“Bu öğrencilerin neden sınava başvurmadığı ya da başvurduğu halde sınava girmeyeceği kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde anlatılmalıdır” diyen Kaya, Milli Eğitim Bakanlığı’nın söz konusu tabloya ilişkin açıklama yapması gerektiğini ifade etti.
“Bir Milyondan Fazla Çocuğun Geleceğini Belirleyen Sistem Adil mi?”
LGS’nin Türkiye genelinde 81 il, 920 ilçe ve 4 bin 244 okulda gerçekleştirileceğini hatırlatan Kaya, sınav güvenliği için alınan önlemlerin tek başına yeterli olmadığını söyledi.
Bakanlığın yapay zekâ destekli kamera sistemleri, bakanlık temsilcileri ve çeşitli teknik uygulamalarla sınav güvenliğini sağlamaya çalıştığını belirten Kaya, “Asıl tartışılması gereken konu, bir milyondan fazla öğrencinin geleceğini belirleyen bu sistemin ne kadar adil olduğudur” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de eğitim sisteminin öğrencileri geliştiren değil yarıştıran bir yapıya dönüştüğünü savunan Kaya, ekonomik imkânlara erişimde yaşanan farklılıkların eğitimde fırsat eşitliğini zedelediğini ifade etti.
“Öğrencilere Sınava Girmemeleri İçin Baskı Yapıldığı İddiaları Araştırılmalı”
Yıldırım Kaya, son günlerde bazı okul yöneticilerinin okul başarı ortalamasını yüksek göstermek amacıyla öğrenciler üzerinde sınava katılmamaları yönünde baskı kurduğu yönündeki iddiaların kendilerine ulaştığını açıkladı.
Bazı öğrencilere “nasıl olsa kazanamazsın”, “okulun başarısını düşürme” ya da “boşuna sınava girme” şeklinde ifadeler kullanıldığı yönündeki iddiaların son derece ciddi olduğunu belirten Kaya, hiçbir eğitimcinin bir öğrencinin geleceği hakkında hüküm verme hakkına sahip olmadığını söyledi.
Kaya, Milli Eğitim Bakanlığı’nı söz konusu iddiaları derhal araştırmaya ve baskı uyguladığı tespit edilen yöneticiler hakkında gerekli işlemleri başlatmaya çağırdı.
CHP’den Eğitimde Reform Çağrısı
Eğitimde adaletin yalnızca sınav güvenliği tedbirleriyle sağlanamayacağını dile getiren Kaya, Türkiye’nin çocukları sürekli sınavlara hazırlayan değil, her öğrenciye eşit ve nitelikli eğitim sunan bir sisteme ihtiyaç duyduğunu belirtti.
CHP’nin eğitim alanındaki çözüm önerilerini de paylaşan Kaya, şu başlıklara dikkat çekti:
- Her mahalle ve ilçede nitelikli devlet liseleri kurulması,
- Okulların başarı sıralamaları üzerinden değerlendirilmesine son verilmesi,
- Öğrenciler üzerinde baskı kuran yöneticilere yönelik etkin denetim mekanizmalarının oluşturulması,
- Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi,
- Merkezi sınavların belirleyiciliğinin azaltılması,
- Eğitimin ticarileştirilmesine son verilerek kamusal ve ücretsiz eğitimin güçlendirilmesi.
“Hiçbir Sınav Bir Çocuğun Değerini Belirleyemez”
Açıklamasının sonunda sınava girecek öğrencilere, öğretmenlere ve velilere seslenen Kaya, sınav sonuçlarının çocukların değeriyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Hiçbir sınav bir çocuğun değerini belirleyemez” diyen Kaya, tüm öğrencilere başarılar dileyerek CHP’nin eğitimde fırsat eşitliği mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti.
Açıklamasının tamamı şu şekilde;
“13 Haziran Cumartesi günü gerçekleştirilecek Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınava ilişkin açıklanan veriler, eğitim sisteminin içinde bulunduğu tabloyu bir kez daha ortaya koymaktadır.
2025–2026 eğitim öğretim yılında 8’inci sınıfta öğrenim gören öğrenci sayısı 1 milyon 279 bin 547’dir. Buna karşın LGS’ye başvuru yapan öğrenci sayısı 1 milyon 25 bin 662, sınava katılacak öğrenci sayısı ise 1 milyon 22 bin 658 olarak açıklanmıştır. Bu tablo göstermektedir ki yaklaşık 254 bin öğrenci merkezi sınav sisteminin dışında kalmıştır. Bu farkın nedenleri kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. Öğrenciler sınava neden başvurmadı? Başvurup neden sınava girmeyecek? Bu çocukların ne kadarı örgün eğitim içinde, ne kadarı açık öğretime yöneldi, ne kadarı umutsuzluk nedeniyle sistemin dışında kaldı? Milli Eğitim Bakanlığı bu sorulara yanıt vermek zorundadır.
Sınav; Türkiye’nin 81 ilinde, 920 ilçesinde, 4 bin 244 okul binasında, yurt dışında ise 8 ülkede ve 11 sınav merkezinde gerçekleştirilecektir. Yurt içinde 1 milyon 22 bin 104, yurt dışında 554 öğrenci sınava katılacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı sınav güvenliği için 200 bin bakanlık temsilcisi görevlendireceğini, yapay zekâ destekli kamera sistemleri kuracağını ve çeşitli teknik önlemler alacağını açıklamaktadır. Ancak burada temel soru şudur: Bir milyondan fazla çocuğun geleceğini belirleyen bu sistem gerçekten adil midir?
Bugün eğitim sistemimiz çocukları geliştiren değil yarıştıran; fırsat eşitliği yaratan değil eşitsizlikleri büyüten bir yapıya dönüşmüştür. Bir tarafta özel okul, özel ders ve kurs desteğine ulaşabilen öğrenciler; diğer tarafta ekonomik güçlüklerle mücadele eden milyonlarca aile bulunmaktadır. Daha da kaygı verici olan ise son günlerde tarafımıza ulaşan iddialardır. Bazı illerde ve bazı okullarda yöneticilerin, okulun başarı ortalamasını yüksek göstermek amacıyla kendilerince başarısız gördükleri öğrenciler üzerinde sınava girmemeleri yönünde baskı kurdukları ifade edilmektedir.
Öğrencilere “nasıl olsa kazanamazsın”, “okulun başarısını düşürme”, “boşuna sınava girme” denilmesi kabul edilemez. Hiçbir okul yöneticisi ve hiçbir eğitimci bir çocuğun geleceği hakkında hüküm verme hakkına sahip değildir. Eğitimcinin görevi çocukları elemek değil desteklemek; umutsuzluk üretmek değil umut büyütmektir. Milli Eğitim Bakanlığı’nı bu iddiaları derhal araştırmaya ve öğrenciler üzerinde baskı kurduğu tespit edilen yöneticiler hakkında gerekli işlemleri başlatmaya çağırıyoruz.
Öğrencilere dağıtılacağı açıklanan beslenme paketleri, kamera sistemleri ve teknik uygulamalar tek başına eğitimde adaleti sağlayamaz. Türkiye’nin ihtiyacı çocukları sınav maratonuna mahkûm eden değil, her çocuğa eşit ve nitelikli eğitim sunan bir anlayıştır. CHP olarak çözüm önerilerimiz şunlardır:
- Her mahallede ve her ilçede nitelikli, donanımlı devlet liseleri oluşturulmalıdır.
- Okulların başarı sıralamasına göre değerlendirilmesine son verilmelidir.
- Öğrencilerin sınava katılımı konusunda baskı uygulayan yöneticiler hakkında etkin denetim ve yaptırım mekanizmaları kurulmalıdır.
- Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir.
- Merkezi sınavların belirleyiciliği azaltılarak öğrencilerin çok yönlü gelişimini esas alan yerleştirme modelleri uygulanmalıdır.
- Eğitimin ticarileştirilmesine son verilmeli, kamusal ve parasız eğitim güçlendirilmelidir. Bir milyondan fazla çocuğumuzun geleceğini ilgilendiren bu süreçte görevimiz; çocuklarımızı yarıştırmak değil, onların hayallerine ulaşabilecekleri adil bir eğitim sistemi kurmaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak eğitimde fırsat eşitliği mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz.
Bu vesileyle sınava girecek sevgili öğrencilerimize ve onları özveriyle hazırlayan değerli öğretmenlerimize başarılar diliyorum.
Çocuklarımızın yanında olan kıymetli velilerimize teşekkür ediyor, sınav sonuçları sonrasında çocuklarımızı değil, onları yarışa mahkûm eden eğitim sistemini sorgulamaya davet ediyorum. Hiçbir sınav bir çocuğun değerini belirleyemez. Çocuklarımız başarılıdır, başarılı olacaktır.
LGS’ye girecek tüm öğrencilerimizin gözlerinden öpüyor, gönülden başarılar diliyorum.”





