Cumhuriyet Halk Partisi 27. Dönem Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, yükseköğretim politikalarına ilişkin yaptığı açıklamada, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) uygulamalarının kamusal eğitimi zayıflattığını ve yükseköğretimi giderek piyasa koşullarına teslim ettiğini savundu. Kaya, özellikle üniversite kontenjanlarında yapılan değişikliklerin devlet üniversiteleri aleyhine sonuçlar doğurduğunu belirtti.
YÖK’ün 12 Eylül darbesinin ürünü bir kurum olduğunu ifade eden Kaya, yükseköğretimde yaşanan sorunların çözülmek yerine derinleştirildiğini söyledi.
“Kontenjan Azaltımı Neden Sadece Devlet Üniversitelerinde?”
2026 YKS tercih kılavuzunun henüz yayımlanmadığını hatırlatan Kaya, 2025 yılı tercih kılavuzunda yer alan verilerin YÖK’ün yükseköğretime bakışını açıkça ortaya koyduğunu ileri sürdü.
Kaya’nın paylaştığı verilere göre, 2025 yılında devlet üniversitelerindeki toplam kontenjan sayısı 190 bin 579 azaltılırken, vakıf üniversitelerinde 6 bin 97, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üniversitelerinde ise 427 kontenjan artışı gerçekleştirildi.
Bu tabloya dikkat çeken Kaya, “Kontenjan azaltılması gerekiyorsa neden yalnızca devlet üniversitelerinde azaltıma gidiliyor? Neden vakıf üniversitelerinin kontenjanları artırılıyor? Kamusal eğitim daraltılırken paralı eğitim neden teşvik ediliyor?” sorularını yöneltti.
Sağlık Bölümlerindeki Değişim Dikkat Çekti
Özellikle sağlık alanındaki kontenjan düzenlemelerinin dikkat çekici olduğunu belirten Kaya, ebelik ve hemşirelik bölümlerindeki değişimleri örnek gösterdi.
Açıklanan verilere göre devlet üniversitelerinde ebelik bölümü kontenjanları 3 bin 731’den 3 bin 465’e düşerken, vakıf üniversitelerinde 1 bin 218’den 1 bin 731’e yükseldi. Hemşirelik bölümlerinde ise devlet üniversitelerindeki kontenjanlar 13 bin 136’dan 11 bin 298’e gerilerken, vakıf üniversitelerinde 4 bin 120’den 4 bin 826’ya çıkarıldı.
Kaya, bu değişimin tesadüfi olmadığını belirterek, “Kamusal yükseköğretim alanı bilinçli şekilde daraltılıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Üniversite Açıldı, İstihdam Planlanmadı”
Türkiye’de yıllardır sürdürülen “her ile üniversite” politikası nedeniyle plansız bir yükseköğretim sistemi oluştuğunu savunan Kaya, mezun sayısındaki artışa rağmen istihdam sorununun çözülemediğini söyledi.
Yüz binlerce üniversite mezununun işsiz olduğunu belirten Kaya, birçok gencin eğitim aldığı alan dışında düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kaldığını ifade etti.
Yaşanan tablonun sorumlusunun gençler ya da aileler olmadığını vurgulayan Kaya, “Sorun plansız eğitim politikalarından kaynaklanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim politikaları da YÖK’ün üniversite politikaları da iflas etmiştir” dedi.
“Gençlerin Önüne Engel Konuluyor”
Türk gençlerinin dünya ile rekabet edebilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Kaya, bilimsel planlama yerine günübirlik kararlarla hareket edilmesinin yükseköğretim sistemine zarar verdiğini söyledi.
Türkiye’de dünya sıralamalarında üst sıralarda yer alan üniversite sayısının yetersizliğine dikkat çeken Kaya, bunun temel nedeninin bilimsel ve nitelikli eğitimden uzaklaşılması olduğunu savundu.
“Yükseköğretim Bir Ayrıcalık Değil, Haktır”
Cumhuriyet Halk Partisi’nin laik, bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim anlayışını savunduğunu belirten Kaya, yükseköğretimin anayasal bir hak olduğunu ifade etti.
Dar gelirli ailelerin çocuklarının ekonomik koşullar nedeniyle hukukçu, hekim, diş hekimi, hemşire, mühendis ya da akademisyen olma imkanından mahrum bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Kaya, eğitim hizmetinin piyasa koşullarına terk edilemeyeceğini söyledi.
“Kontenjanlar Artıyor, Öğretim Üyesi Sayısı Azalıyor”
Kamu üniversitelerinde kontenjanlar azaltılırken öğretim üyesi sayısında önemli bir değişiklik yaşanmadığını belirten Kaya, vakıf üniversitelerinde ise öğretim üyesi sayısı azalmasına rağmen kontenjanların artırıldığını öne sürdü.
Bu durumun yükseköğretimde kaliteyi olumsuz etkilediğini savunan Kaya, “Para kazanma hırsı eğitimin önüne geçmiş durumda” ifadelerini kullandı.
CHP’den YÖK’e 5 Maddelik Çağrı
Yıldırım Kaya, 2026 YKS tercih kılavuzu hazırlanırken şu adımların atılması gerektiğini belirtti:
- Devlet üniversitelerindeki kontenjan azaltma politikalarından vazgeçilmeli.
- Kontenjan planlaması bilimsel veriler ve istihdam projeksiyonları doğrultusunda yapılmalı.
- Gençlerin yükseköğretime erişim hakkı korunmalı.
- Vakıf üniversiteleri lehine oluşan eşitsizlikler giderilmeli.
- Yükseköğretim, piyasanın değil kamunun ihtiyaçlarına göre planlanmalı.
“Gençler Asla Yalnız Değildir”
Türkiye’nin daha fazla eşitsizliğe değil, fırsat eşitliğine ihtiyaç duyduğunu belirten Kaya, gençleri borçlandıran değil geleceğe hazırlayan bir eğitim sisteminin inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
CHP olarak eğitim hakkını ve kamusal eğitimi savunmaya devam edeceklerini ifade eden Kaya, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Gençler asla yalnız değildir. Üniversiteler yeniden bilim yuvası haline gelecektir. 12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK kaldırılacak, yükseköğretim sistemi bilimsel ve kamusal bir anlayışla yeniden yapılandırılacaktır.”
Açıklamanın tamamı şu şekilde;
“12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK, üniversitelerde sorun çözmek yerine sorun üstüne sorun yaratmaya devam ediyor. Yükseköğretim Kurumu’nun son yıllarda izlediği politikalar, yükseköğretimin kamusal bir hak olmaktan çıkarmış, giderek piyasanın kurallarına teslim edildiğini ne yazık ki göstermektedir.
2026 YKS tercih kılavuzu henüz yayınlanmamıştır. Ancak 2025 tercih kılavuzunda ortaya çıkan veriler, YÖK’ün yükseköğretime ilişkin yaklaşımını açık bir biçimde ortaya koymuştur. 2025 yılında üniversite kontenjanları genel olarak azaltılmıştır. Ancak bu azaltmanın yükünün tamamı neredeyse devlet üniversitelerinin üzerine yıkılmıştır. Devlet üniversitelerinin toplam 190.579 kontenjanı azalırken, vakıf üniversitelerinde 6.097 artmıştır. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üniversitelerinde ise 427 kontenjan artışı gerçekleştirilmiştir.
Soruyorum buradan YÖK’e: Kontenjan azaltılması gerekiyorsa neden sadece devlet üniversitelerinde kontenjan azaltılmasına gidilmiştir? Neden vakıf üniversitelerinin kontenjanları artırılmaktadır? Neden kamusal eğitim daraltılırken paralı eğitim teşvik edilmektedir? Bu soruların yanıtını YÖK de Milli Eğitim Bakanlığı da kamuoyuna açıklamak zorundadır.
Değerli eğitimciler, değerli öğrenciler; 2025 tercih kılavuzunda kontenjanı en fazla azaltılan bölümlere dikkatinizi çekmek istiyorum: Hukuk, diş hekimliği, işletme, uluslararası ilişkiler ve sosyal hizmet bölümü bulunmaktadır. Özellikle sağlık alanında yaşanan tablo dikkat çekicidir. Ebelik bölümünde devlet üniversitelerinde kontenjanlar 3.731’den 3.465’e düşürülürken, vakıf üniversitelerinde 1.218’den 1.731’e yükselmiştir. Hemşirelik bölümünde devlet üniversitelerindeki kontenjanların 13.136’dan 11.298’e düşürülürken, vakıf üniversitelerinde 4.120’den 4.826’ya çıkartılmıştır. Bu tablo asla tesadüf değildir. Bu tablo yükseköğretimde kamusal alanın bilinçli biçimde daraltıldığını göstermektedir.
Yıllardır her ile üniversite anlayışıyla, plansız bir biçimde üniversiteler açıldı. Gençler üniversite diploması almaya teşvik edildi; ancak aynı dönemde mezunların istihdam sorunu çözülmedi, çözüm yönünde de herhangi bir girişimde bulunulmadı. Bugün yüz binlerce üniversite mezunu işsizdir.
Gençlerimiz üç harfli marketlerde kasiyer olarak çalışmaktadır ya da kamuda iş bulamadıkları gibi özel şirketlerde de mezun oldukları bölümlere değil, asgari ücretle çalışabilecek kölelik ücretlerine mahkum edilmişlerdir. Üniversite mezunları atanmamakta, mesleklerini yapamamakta, düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalmışlardır. Bu tablonun sorumlusu gençler değil, veliler de değildir. Hiç kimse çocuğunu bu tablodan dolayı sorumlu tutmasın. Bu tablonun sorumlusu plansız eğitim politikasıdır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim politikası iflas etmiştir. YÖK’ün üniversite politikası iflas etmiştir.
Bu tablonun sorumlusu, gençlerin geleceğini bilimsel planlama yerine günübirlik kararlarla şekillendiren siyasi anlayıştır. Siz 12 Eylül kurumu olan YÖK’le hesaplaşmadığınız müddetçe, bilimsel üniversiteden uzaklaştığınız, nitelikli eğitimden uzaklaştığınız müddetçe dünyada ilk 500’e giren üniversite sayısı neredeyse yok noktada. Peki bizim gençlerimiz dünyayla yarışabilecek nitelikte değil mi? Elbette dünyayla yarışabilecek nitelikte. Ama bu çocukların önüne engel konuyor.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak yükseköğretimin bir ayrıcalık değil, anayasal bir hak olduğunu savunuyoruz. Laik, bilimsel, kamusal ve nitelikli eğitim olmazsa olmazımızdır. Eğitim parası olanın satın aldığı bir hizmet değil, devletin eşit ve ücretsiz olarak sunmakta yükümlü olduğu temel bir haktır. Dar gelirli ailelerin çocukları; hukukçu, hekim, diş hekimi, hemşire, mühendis ya da akademisyen olma hakkını ekonomik koşullara teslim edilemez. Vakıf üniversitelerinin kontenjanlarının artırılması, özellikle de bu fakültelerde artırılması…
Yüksek paralar alınıyor, bundan dolayı bu fakültelerde kontenjan artırımına gidilmiştir. Devlet okullarında, üniversitelerinde, kamunun üniversitelerinde nitelikli eğitim azalırken vakıf üniversitelerinde nitelikli eğitim olmamasına rağmen sürekli olarak aşağı çekilmiştir.
Dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var: Kamu üniversitelerinde kontenjan azalıyor ama öğretim üyesi sayısı değişmiyor. Peki neden? Vakıf üniversitelerinde öğretim üyesi sayısı azalıyor, kontenjan artırılıyor. Bu neden? Para kazanma hırsı her şeyin önüne geçmiş durumda.
Buradan YÖK’e açık çağrıda bulunuyoruz. 2026 tercih kılavuzu hazırlanırken:
- Devlet üniversitelerindeki kontenjan azaltma politikalarından vazgeçilmelidir.
- Kontenjan planlaması bilimsel verilere ve istihdam projeksiyonlarına göre yapılmalıdır.
- Gençlerin yükseköğretime erişim hakkı korunmalıdır.
- Vakıf üniversiteleri lehine ortaya çıkan eşitsizlik giderilmelidir.
- Yükseköğretim piyasanın değil, kamunun ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır.
Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla eşitsizlik değil, daha fazla fırsat eşitliğidir. Türkiye’nin ihtiyacı gençleri borçlandıran değil, gençleri geleceğe hazırlayan bir eğitim sistemidir. Türkiye’nin ihtiyacı yükseköğretimi ticarileştirmek değil, kamusal niteliğinin güçlendirilmesidir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak gençlerimizin eğitim hakkını, fırsat eşitliğini ve kamusal eğitimi savunmaya devam edeceğiz. Gençler asla yalnız değildir! Üniversiteler bilim yuvası olma yolunda Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında mutlaka gerçekleştirilecektir. Son söz olarak da şunu söylüyor; 12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK kaldırılacak, üniversiteler bilim yuvası olmaya devam edecektir.”





