CHP Ankara 27. Dönem Milletvekili Yıldırım Kaya, Suriye’nin Lazkiye bölgesinde Alevilere yönelik saldırılara sert tepki göstererek, uluslararası kamuoyunu ve Türkiye’deki tüm siyasi ve toplumsal aktörleri açık tutum almaya çağırdı.
CHP Ankara 27. Dönem Milletvekili Yıldırım Kaya, 2026 yılının ilk günlerinde Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Kaya, özellikle Lazkiye ve çevresinde Alevi yurttaşlara yönelik saldırıların açık bir insanlık suçu niteliği taşıdığını belirterek, Suriye yönetiminin sessizliğini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
“Bu Şiddet Ortadoğu’yu Ateşe Atar”
Suriye’de Alevilere yönelen saldırıların yalnızca belirli bir inanç grubunu hedef almadığını vurgulayan Kaya, yaşananların tüm Ortadoğu’yu istikrarsızlığa sürükleyebilecek tehlikeli bir sürecin habercisi olduğunu ifade etti. Kaya, bu durumun Türkiye’de yaşayan Alevi toplumunda ve bölgede yaşayan halklar arasında ciddi bir endişe yarattığını belirtti.
“Zulüm Karşısında Çifte Standart Kabul Edilemez”
Gazze’de yaşananlara karşı gösterilen haklı duyarlılığın, Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar söz konusu olduğunda ortadan kalkmasının vicdanla ve evrensel insan haklarıyla bağdaşmadığını söyleyen Kaya, acılar arasında ayrım yapılamayacağını vurguladı.
“Sessizlik Tarafsızlık Değildir”
Açıklamasında sert ifadeler kullanan Kaya, Suriye’deki Alevi katliamlarının durdurulmaması halinde şiddetin yayılacağını ve bunun Türkiye ile bölge ülkelerini doğrudan etkileyeceğini belirtti. Kaya, bu süreçte sessiz kalmanın sonuçlara ortak olmak anlamına geldiğini ifade etti.
Tüm Toplumsal Kesimlere Ortak Tutum Çağrısı
Yıldırım Kaya, başta siyasi iktidar olmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki tüm partilere, sendikalara, demokratik kitle örgütlerine ve insan hakları savunucularına çağrıda bulundu. Bu suç karşısında yalnızca Alevi örgütlerinin ses çıkarmasının yeterli olmadığını vurgulayan Kaya, insanlık adına herkesin sorumluluk alması gerektiğini söyledi.
Kaya, birleşik ve kararlı bir mücadeleyle bu katliamların durdurulabileceğini ifade ederek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Sessizlik tarafsızlık değildir. Sessizlik, suçun parçası olmaktır.”
Açıklamasının tamamı şu şekilde;
Suriye’de Alevi Katliamına Sessizlik Suça Ortaklıktır
2026 yılının ilk gününde Suriye, özellikle Lazkiye bölgesi, açık bir insanlık suçuna sahne olmaktadır. Alevi yurttaşlara yönelik saldırılar ve katliamlar sürerken, Suriye’nin mevcut yönetimi bu vahşet karşısında sessizliğini korumaktadır. Bu sessizlik kabul edilemez.
Suriye’de Alevilere yönelen şiddet yalnızca bir inanç grubunu hedef almamakta; Ortadoğu’nun tamamını istikrarsızlığa sürükleyecek tehlikeli bir sürecin önünü açmaktadır. Bu durum Türkiye’de yaşayan Alevi toplumunu olduğu kadar, bölgede yaşayan tüm halkları da derinden tedirgin etmektedir.
Gazze’de yaşananlara tepki göstermek bir insanlık görevidir. Ancak aynı insanlığın, Suriye’de Alevilere yönelik katliam karşısında susması vicdanla, hukukla ve evrensel insan haklarıyla bağdaşmaz. Acılar arasında ayrım yapılamaz, zulüm görmezden gelinemez.
Açıkça ifade ediyorum:
Suriye’de Alevi katliamı durdurulmadığı sürece bu şiddet yayılacak, bölgeyi ve Türkiye’yi ve bölge ülkelerini derinden etkileyecektir. Bu tehdide sessiz kalmak, sonuçlarına ortak olmaktır.
Başta siyasal iktidar olmak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki tüm siyasi partileri; sendikaları, demokratik kitle örgütlerini ve insan hakları savunucularını ortak, net ve kararlı bir tutum almaya çağırıyorum.
Bu suç karşısında yalnızca Alevi örgütlerinin ses çıkarması yeterli değildir; insanlık adına herkes sorumluluk almak zorundadır.
Birleşik bir mücadele ile bu katliam durdurulabilinir.
Sessizlik tarafsızlık değildir.
Sessizlik, suçun parçası olmaktır.





