- Dönem CHP Milletvekili Yıldırım Kaya, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Köy Enstitülerinin kuruluş yıl dönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kaya, 17 Nisan 1940 tarihinin yalnızca bir eğitim reformu değil, Türkiye’nin aydınlanma sürecinde önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Köy Enstitülerinin Tarihsel Rolü
Kaya açıklamasında, 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu ile kurulan Köy Enstitülerinin, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel öncülüğünde ve İsmail Hakkı Tonguç’un katkılarıyla hayata geçirildiğini hatırlattı. Enstitülerin temel amacının köy çocuklarını yerinde eğitmek, üretim ile bilgiyi bir araya getirmek ve toplumsal kalkınmayı sağlamak olduğunu belirtti.
Köy Enstitülerinin yalnızca öğretmen yetiştiren kurumlar olmadığını ifade eden Kaya, bu modelin düşünen, sorgulayan ve üreten bireyler yetiştirmeyi hedeflediğini dile getirdi. Eğitim ile emeğin birleştiği bu sistemin, Cumhuriyet tarihinin en önemli aydınlanma hamlelerinden biri olduğunu kaydetti.
“Kapatılması Aydınlanma Sürecini Sekteye Uğrattı”
Kaya, Köy Enstitülerinin 1954 yılında kapatılmasının Türkiye’nin eğitim ve aydınlanma sürecine olumsuz etkileri olduğunu savundu. Bu kararın, ülkenin gelişim sürecinde bilinçli bir kesintiye yol açtığını öne sürdü.
Güncel Eğitim Sorunlarına Eleştiri
Açıklamasında günümüz eğitim sistemine de değinen Kaya, okullarda artan şiddet, akran zorbalığı ve eğitimde derinleşen eşitsizliklere dikkat çekti. Mevcut tabloyu “sistemli bir çürüme” olarak nitelendiren Kaya, Köy Enstitülerinin eğitim anlayışının devam etmesi halinde bu sorunların yaşanmayacağını iddia etti.
“Köy Enstitüleri Bir Geçmiş Değil, İhtiyaçtır”
Kaya, Köy Enstitülerinin kapatılmasının yalnızca bir eğitim modelinin sona ermesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin aydınlanma idealine zarar verdiğini belirtti. Açıklamasının sonunda ise Köy Enstitülerinin yeniden bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayarak, “O ışık yeniden yakılmadan bu karanlık dağılmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Açıklamanın tamamı şu şekilde;
AYDINLANMANIN IŞIĞI SÖNDÜRÜLDÜ, KARANLIK BÜYÜTÜLDÜ
17 Nisan 1940… Bu tarih, yalnızca bir eğitim reformunun değil; Anadolu’nun karanlıktan aydınlığa yürüyüşünün simgesidir.
Köy Enstitüleri, 3803 sayılı yasayla dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel öncülüğünde, İsmail Hakkı Tonguç’un emeğiyle hayata geçirildi. Amaç açıktı: Köy çocuklarını kendi topraklarında eğitmek, üretimi bilgiyle buluşturmak ve Türkiye’yi aydınlık bir geleceğe taşımak. Ülkemizi 21 koldan saran bu adımı atanları unutmadık, unutmayacağız. Köy Enstitüleri yalnızca öğretmen yetiştirmedi; düşünen, sorgulayan, üreten bir toplumun temelini attı.
Tarlada çalışan da, kitap okuyan da aynı öğrenciydi. Bilgiyle emeğin birleştiği bu model, Cumhuriyet’in en büyük aydınlanma hamlelerinden biri oldu.
Ama ne yazık ki bu ışık uzun sürmedi. 1954 yılında kapatılan Köy Enstitüleriyle birlikte, Türkiye’nin aydınlanma yürüyüşü bilinçli şekilde sekteye uğratıldı. Bugün geldiğimiz noktada; okullarda artan şiddet, akran zorbalığı, eğitimde derinleşen eşitsizlik, ve sistemli bir çürüme ile karşı karşıyayız. Şunu açıkça söylemek gerekir: Eğer Köy Enstitülerinin fikriyatı yaşatılmış olsaydı, bugün bu karanlık tabloyla karşı karşıya olmayacaktık.
Köy Enstitülerini kapatanlar, yalnızca bir okul modelini değil; bu ülkenin aydınlanma umudunu da hedef almıştır. Bugün eğitimde yaşanan sorunların sorumlusu, o gün bu fikriyatı tasfiye eden anlayıştır. Aydınlanmanın önüne set çekenler, bugün çocuklarımızı şiddetin, cehaletin ve umutsuzluğun içine itenlerdir. Ve bu tablo karşısında utanması gerekenler de yine onlardır. Köy Enstitüleri bir geçmiş değil, bir ihtiyaçtır. O ışık yeniden yakılmadan, bu karanlık dağılmayacaktır.





