Bir yıldan fazla bir süredir HTŞ’nin yönetimde olduğu Suriye’de Alevilere yönelik şiddet katliam boyutunda sürüyor.
Alevilere yönelik katliam Türk ve dünya medyasında neredeyse hiç yer bulmuyor.
Türkiye’de ise troller Alevileri şeytanlaştırmak için her türlü dezenformasyonu yapıyorlar.
Somut olan şu: Suriye’de Aleviler katlediliyor, tehcir edilmeye çalışılıyor.
Bu gerçeği “Esad yanlıları, eski rejim kalıntıları” gibi gerekçeler ile anlatmaya çalışmak kasıtlı olarak yapılan zulmü meşrulaştırmaya çalışmaktan başka bir şey değil.
Son yaşanan saldırılarda Lazkiye ve diğer bazı illerdeki Alevi mahalleleri basıldı, evlerin ve araçlar tahrip edildi.
Peki “Aleviler Esatçı(ydı)” iddiaları ne kadar doğru?
Aleviler sanılanın aksine Esad döneminde de rahat değildi ve hiçbir zaman “devletin sahibi” olmadılar. Alevilerin tek avantajı, tanıdıkları vasıtasıyla bir devlet memuriyeti kazanabilmekti. Her kesimde olan ‘kaymak tabaka’ hariç, Alevilerin yönetimle çok bir ilgisi yoktu, kendi başlarına cebelleşiyorlardı.
Aleviler Suriye’de Lazkiye, Tartus, Hama, Humus kent merkezleri ve kırsallarında yaşıyorlar. Ayrıca Şam’da bazı gecekondu semtlerinde belli sayıda Alevi yaşıyor.
Aleviler Suriye nüfusunun yaklaşık %15’ini oluşturuyor ve toplum içinde hemen her meslekte varlar.
Ancak tarihsel olarak da dinsel olarak da sürekli karşılaştıkları nefret Esadlar döneminde de bitmedi. “Azınlık” olarak kendilerinden çıkan isimler iktidardaydı ancak her zaman “dışlanmayı” yaşadılar.
Toplumun en fakir kesimlerinden birini oluşturuyorlar, eskiden tarım alanları çok kısıtlı olduğu için memuriyete veya orduya yoğunlaştılar ve askeri ve sivil bürokrasi içinde çoğalmaları bu nedenle oldu.
Zamanla dejenere olup sistemden faydalanan Alevi bir kesim de var elbette ancak bunlar Aleviler içinde küçük bir azınlığı oluşturuyor.
Esadlar döneminde kısmen rahat ettikleri söylenebilir. Ancak bu rahatlık maddi zenginlik anlamında olmadı. Dışlanmışlıktan kurtuldular, eşit vatandaşlar gibi yaşamaya başladılar.
Bunların dışında rejim ile bağları yoktu. Hiçbir zaman için rejim avantajı yaşamadılar.
Suriye’de savaş sürecinde ise Esadlardan yana değil, devletten yana gerici isyana karşı oldular.
Culani liderliğindeki HTŞ ve Chatçılar iktidara geldikten sonra ise günah keçisi ilan edildiler ve çeşitli gerekçeler ile zulme uğruyorlar.
Son yaşadıkları katliamlar Alevileri örgütlenmeye itti. İnançsal ve siyasi olmak üzere bazı oluşumlara gittiler. Ancak arkalarında devlet bazında herhangi bir destek olmadığı için bu oluşumlar da fayda getirmedi ve çaresizce kendilerine yönelik saldırılara karşı koymaya çalışıyorlar.
Sanıldığı gibi silahları ya da silahlı örgütleri yok.
Amaçları Suriye toplumu içinde kendi inançları ve kültürlerini rahatça yaşamak. Siyaset Aleviler için çok da belirleyici değil. Zaten Esad yönetimi devrildikten hemen sonra içine düştükleri durum ve yaşadıkları katliamlar bugüne kadar politik düşünmediklerinin bir kanıtı.
Türkiye dünya medyası Suriye’de Alevilerin uğradıkları katliam ve baskıya sessiz. Hükümet ise o konuya hiç girmiyor bile. Ancak eğer Aleviler Culani yönetimi tarafından sindirilirse bunun bütün bölgeye olumsuz bir etkisi olacak.
Daha geçtiğimiz günlerde Türkiye’de yaşananlar tehlikenin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Laiklik, aydınlık adına kaybedilen her cephe tehlikeyi biraz daha arttırıyor.
Suriye Alevileri ise bu cephelerden biri ve Türkiye’de kamuoyunun duyarlılık göstermesi gerekiyor.





