Sosyal Adalet Hareketi (SAHİ) tarafından 6–7 Aralık 2025 tarihlerinde Başkanlığını Prof.Dr Zeki Kılıçaslan‘ın yaptığı İstanbul’da düzenlenen “Ortadoğu’da Barışı Aramak / Seeking Peace in the Middle East” temalı uluslararası sempozyumda yapılan değerlendirmeler, bugün ki Ortadoğu’da tırmanan gerilim ve ABD–İran hattındaki krize ışık tutuyor.

İran’ın bölgesel rolü masaya yatırılmıştı
Sempozyumun ikinci gününde gerçekleştirilen “Toplumsal ve Bölgesel Gelişmelerin Işığında İran ve Yeni Bölgesel Düzenindeki Yeri” başlıklı panelde bölgesel güç dengeleri, toplumsal dönüşümler, güvenlik krizleri ve yeni siyasi eksenler,İran’ın değişen Ortadoğu denklemindeki rolü farklı perspektiflerden ele alınmıştı.
Oturumun moderatörlüğünü 27. Dönem CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya üstlenirken panelde Ortadoğu siyaseti uzmanı Hoda Rizk, araştırmacı Hossein Pak, akademisyen-yazar Levent Baştürk ve bölgesel siyaset düşünürü Salahaddin Al-Jourchi konuşmacı olarak yer almıştı.
Panelde yapılan değerlendirmelerde İran’ın iç siyasi dengeleri, bölgesel güç rekabeti ve Ortadoğu’daki yeni jeopolitik düzenin doğurabileceği çatışma riskleri de tartışılmıştı.
Yıldırım Kaya: “Ortadoğu yeniden şekillenirken İran nereye düşecek?”
Panelin açılış konuşmasını yapan Yıldırım Kaya, Ortadoğu’da yeni bir jeopolitik düzenin oluştuğunu vurgulayarak İran’ın bu denklemdeki rolünün kritik olduğunu ifade etmişti.
Kaya konuşmasında şu soruyu gündeme getirmişti:
“Ortadoğu yeniden şekillenirken İran bu denklemde nereye düşecek? Merkeze mi… yoksa kenara mı?”
Kaya’ya göre İran, tarihsel mirası, nüfusu ve jeopolitik konumuyla Ortadoğu’nun temel aktörlerinden biri olmaya devam ediyor.
“Ortadoğu’da İran’ı dışlayan hiçbir düzen kalıcı olamaz. Çünkü İran; nüfusu, tarihsel mirası, ideolojik yapısı ve jeopolitik konumuyla bu coğrafyanın sabit aktörlerinden biridir.”
Ancak Kaya aynı konuşmada İran’ın son yıllarda ciddi iç ve dış krizlerle karşı karşıya kaldığına da dikkat çekmişti.
“Son yirmi yılda İran, bölgesel bir güçten, iç krizlerini yönetmekte zorlanan bir yapıya dönüşmektedir. Toplumsal huzursuzluklar, ekonomik çöküntü, yaptırımlar, meşruiyet krizi ve dış politikadaki yalnızlaşma; İran’ın bölgedeki ağırlığını yeniden tartışmaya açmıştır.”
İran’daki iç krizlerin bölgesel etkisi
Kaya konuşmasında İran’daki toplumsal ve siyasi kırılganlıkların bölgesel dengeleri etkileyebileceğini de vurgulamıştı.
“Bugün İran’da toplum; sistemi destekleyen değil, onu zorlayan bir noktadadır. 1979 Devrimi’nin vaat ettiği adalet, refah, özgürlük ve eşitlik geniş halk kitleleri açısından artık karşılıksızdır.”
Bölgesel rekabet ve jeopolitik gerilim
Zengezur Koridoru ve Orta Koridor projelerinin İran’da stratejik bir tehdit olarak algılandığını belirten Kaya şöyle konuşmuştu:
“Zengezur Koridoru ve Orta Koridor projeleri İran açısından yalnızca ekonomik değil, jeopolitik kuşatma olarak algılanmaktadır.”

Levent Baştürk: “Ortadoğu yeni bir güç mücadelesine sahne oluyor”
Akademisyen-yazar Levent Baştürk ise Ortadoğu’da hızla değişen güç dengelerine dikkat çekmişti.
Baştürk, bölgedeki rekabetin yalnızca bölgesel aktörler arasında değil, aynı zamanda küresel güçler arasında da yaşandığını vurgulayarak şu değerlendirmeyi yapmıştı:
“Ortadoğu bugün yalnızca bölgesel aktörlerin değil küresel güçlerin de hesaplaştığı bir coğrafyaya dönüşmektedir. Enerji hatları, ticaret yolları ve güvenlik dengeleri bu mücadelenin merkezindedir.”
Baştürk’e göre bu rekabet, bölgedeki krizlerin daha geniş çaplı çatışmalara dönüşme riskini de beraberinde getiriyor.
Hoda Rizk: “İran–İsrail gerilimi bölgesel güvenliği belirliyor”
Ortadoğu siyaseti uzmanı Hoda Rizk ise İran ile İsrail arasındaki gerilimin Ortadoğu’daki güvenlik mimarisini doğrudan etkilediğini vurgulamıştı.
Rizk, bölgedeki ittifakların ve karşıt blokların bu gerilim üzerinden yeniden şekillendiğini belirterek İran’ın askeri ve siyasi hamlelerinin bölgesel dengeleri belirleyen başlıca unsurlardan biri olduğunu ifade etmişti.
Hossein Pak: “İran’daki iç baskılar dış politikayı sertleştiriyor”
Araştırmacı Hossein Pak ise İran’ın iç siyasi ve ekonomik sorunlarının dış politika davranışlarını etkilediğini dile getirmişti.
Pak, ekonomik yaptırımlar, toplumsal huzursuzluk ve siyasi baskının İran yönetimini daha sert bir dış politika izlemeye itebileceğini belirterek bölgedeki gerilimin bu nedenle daha da tırmanabileceği uyarısında bulunmuştu.
Salahaddin Al-Jourchi: “Ortadoğu ideolojik rekabetin de sahnesi”
Bölgesel siyaset düşünürü Salahaddin Al-Jourchi ise Ortadoğu’daki gerilimlerin yalnızca askeri değil ideolojik boyutları da bulunduğunu vurgulamıştı.
Al-Jourchi’ye göre; İran’ın bölgedeki etkisi yalnızca askeri ya da siyasi değil, aynı zamanda ideolojik bir rekabet alanı yaratıyor ve bu durum Ortadoğu’daki kutuplaşmayı daha da derinleştiriyor.
“Ortadoğu’da Barışı Aramak” sempozyumunda dile getirilen değerlendirmeler, Ortadoğu’daki gerilimin yalnızca diplomatik bir kriz olmadığını; bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillendiği daha büyük bir jeopolitik kırılmanın yaşandığını ortaya koyuyordu.
Bugün ABD ile İran arasındaki askeri gerilimin tırmanması ve bölgedeki çatışma riskinin artması, İstanbul’daki bu sempozyumda dile getirilen uyarıların önemini yeniden canladırdı.
Ortadoğu’da şekillenen yeni güç dengeleri, önümüzdeki dönemde bölgenin yalnızca siyasi değil güvenlik açısından da daha sert bir mücadele alanına dönüşebileceğine işaret ediyor.





