CHP Ankara 27. Dönem Milletvekili Yıldırım Kaya, 2025 yılını Türkiye’de eğitimin bilinçli tercihlerle tasfiye edildiği bir dönem olarak değerlendirdi. Kaya, öğretmen açığından mülakat sistemine, ücretli öğretmenlikten laik eğitimden uzaklaşmaya kadar yaşananların bir “ihmal” değil, sistematik bir politika olduğunu vurguladı.
“Sorunlar Görülmediği İçin Değil, Çözülmek İstenmediği İçin Derinleşti”
CHP’li Yıldırım Kaya, 2025 yılına ilişkin eğitim değerlendirmesinde, yaşanan tablonun bir yönetim zafiyetiyle açıklanamayacağını belirtti. Kaya’ya göre eğitim alanında karşılaşılan krizler, geçici aksaklıklar değil; ideolojik yönelimlerle şekillenen bilinçli bir tasfiye sürecinin sonucu.
Atama Krizi ve Mülakat Israrı
Kaya, 2025 boyunca on binlerce öğretmen açığının kadrolu atamalarla kapatılmadığını, buna karşın ücretli öğretmenliğin yaygınlaştırıldığını ifade etti. KPSS gibi nesnel bir ölçme sistemi varken mülakat uygulamasının sürdürülmesini eleştiren Kaya, aynı puanı alan öğretmenler arasında yapılan tercihlerin adalet duygusunu zedelediğini söyledi.
“Mülakat artık bir değerlendirme yöntemi değil, siyasi sadakat filtresine dönüşmüştür” diyen Kaya, bu durumun genç öğretmenlerin devlete olan güvenini sarstığını vurguladı.
Ücretli Öğretmenlik Kalıcı Hale Geldi
Öğretmen açığının yaklaşık 250 bine ulaştığını, buna karşın yalnızca 29 bin kadrolu atama yapıldığını belirten Kaya, açığın 92 bin 500 ücretli öğretmenle kapatılmaya çalışıldığını kaydetti. Asgari ücretin altında, sosyal güvenceden yoksun bir çalışma düzeninin nitelikli eğitimle bağdaşmadığını söyledi.
Kar Tatilinde Ücret Yok: “Açık Bir Cezalandırma”
2025 kışında yaşanan kar tatillerinde ücretli öğretmenlere ödeme yapılmamasını sert sözlerle eleştiren Kaya, “Ders yoksa ücret de yok anlayışı, öğretmenleri günlerce gelirsiz bıraktı” dedi. Kar tatilinin öğretmenin tercihi olmadığını hatırlatan Kaya, uygulamanın sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını ifade etti.
Öğretmen Maaşları Yoksulluk Sınırının Altında
Kaya, kadrolu öğretmenlerin de artan hayat pahalılığı karşısında ciddi bir ekonomik sıkışma yaşadığını belirtti. Büyükşehirlerde görev yapan öğretmenlerin barınma ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını vurgulayan Kaya, öğretmenliğin artık orta sınıf bir yaşamı dahi garanti etmediğini söyledi.
Okullar Personelsiz, Sınıflar Kalabalık
2025’in ilk aylarında birçok okulun temizlik ve güvenlik personeli olmadan açıldığını belirten Kaya, velilerin sınıfları temizlemek zorunda kaldığını, geçici İŞKUR çözümleriyle ayların kurtarılmaya çalışıldığını dile getirdi.
40–50 kişilik sınıfların yaygınlaştığını, depreme dayanıklılığı tartışmalı binalarda eğitimin sürdüğünü vurguladı.
Laik ve Bilimsel Eğitimden Uzaklaşma
Kaya, protokoller yoluyla tarikat ve cemaatlerin eğitim alanında daha görünür hale geldiğini, bilimsel ve laik eğitim anlayışının geri plana itildiğini söyledi. Eğitimin, çocukların özgürleştiği bir alan olmaktan çıkarılarak ideolojik bir zemine çekildiğini savundu.
Eğitimde Eşitsizlik Derinleşti
Yoksul ailelerin çocuklarının beslenme sorunları, taşımalı eğitim mağduriyetleri ve okul terkleriyle baş başa bırakıldığını ifade eden Kaya, özel okullar ile devlet okulları arasındaki farkın giderek açıldığını belirtti. Eğitimin, eşitsizlikleri azaltan değil derinleştiren bir alana dönüştüğünü söyledi.
“Rekor Bütçe” Söylemi Gerçeği Yansıtmıyor
Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin rekor olarak sunulduğunu hatırlatan Kaya, bu kaynakların öğretmene, sınıfa ve öğrenciye yansımadığını dile getirdi. Bütçenin, eğitimden çok merkezî ve ideolojik harcamalara yönlendirildiğini savundu.
“Bu Bir İhmal Değil, Bilinçli Bir Tercih”
Açıklamasının sonunda Kaya, 2025’te yaşananların tesadüf olmadığını vurguladı:
“Öğretmen açığının kapatılmaması, mülakatın sürdürülmesi, öğretmen maaşlarının eritilmesi, ücretli öğretmenlerin açlığa mahkûm edilmesi ve laik eğitimin aşındırılması aynı politik hattın parçalarıdır.”
Kaya, “Bu ülkenin çocukları protokollere değil, öğretmenine ve bilime emanet edilmelidir” diyerek çağrısını yineledi.





