TURABİ YERLİ
Kapitalizm-ki artık doğası gereği kaçınılmaz olarak yüz küsur yıldır emperyalist aşamaya gelmiştir- insanlığı öldürmeden varlığını sürdüremez.
Kapitalizm, insanı mala indirgeyen ve bu indirgemeye dikkat çeken herkesi de indirgemecilikle suçlayan tuhaf bir sistem.
Kapitalizm, insanda tarihsel olarak kazanılmış insani ne kadar değer varsa, hepsini yok sayan ve sonra da insani olmaktan çıkardığı insanın bu halinin doğal olduğuna bizi inandırmaya kalkan gayri insani bir sistem.
Bir dünya sistemi olarak kapitalizm, kendine uymayan her şeyi yok etmeye koşulludur ve bunun için her türlü yöntemi kullanmaktan kaçınamaz. Çoluk çocuk demeden binlerce insanın tepesinde atom bombası dahil her türlü kitle imha silahları kullanmayı, katliamları normal gibi gösteren bir sistemdir kapitalizm.
Kapitalist sistem-ki emperyalist olmak zorundadır- tüm katliamlar dahil her türlü olumsuzluklarının arızi olduğuna ve iyi bir kapitalizmin mümkün olduğuna insanları inandıran bir sistem! İnsaniliğini sildiği insanlara!
Kapitalizm -ki artık emperyalizmdir- attığı her bomba ile sadece insanları değil insani olan her şeyi ve insanlığı parçalıyor. Sadece insanın kolunu bacağını kopartmıyor hem insanı kendi insanlığından hem de insanı diğer insanlardan kopartıyor.
İran’a atılan her bombada insanlık vuruluyor. İnsanın insanlıkla ve kendi ile kurduğu bağlar parçalanıyor. Her bomba örneğin Türkiye’de ‘bakın reisimiz sayesinde bize bir şey olmuyor’ diyerek oh çekilmesine neden oluyor. Orada insan türünün yavruları parçalanarak ölürken ‘oh, bize burada bir şey olmuyor’ demesi için insanın insani bağlarının parçalanmış olması gerekir. Orada insanlar öldürülürken, yöneticileri bizim gibi düşünmüyordu, bu sayede yöneticileri ve rejim değişecek diye kutlama yapması için insanın, zombileşmiş olması gerekir.
Bu yönüyle İran’a atılan her bomba sadece düştüğü yerde insanları öldürmüyor, düşmediği yerlerdeki insanları da zombiye çeviriyor. Sosyal medyada, televizyon ekranlarında görürsünüz bu yüzlerce binlerce zombiyi. Hepsi de kendinden çok emin, hiç de o filmlerdeki zombiler gibi görünmeyen oldukça şık görünümlü zombiler!
Her bomba, o kadar yıkıcı ve korkutucu ki ve bu yönüyle o kadar büyük bir terör estiriyor ki bu korkuyla başa çıkamayan ve kendini güçsüz hisseden herkes bu bombaları aklileştirmeye çalışıyor. Mantığa büründürüyor. Kimileri mezhepler üzerinden yapıyor bunu. Onlar zaten İslam değil diyorlar mesela. İran’a atılan her bomba, İslam dünyasını da parçalıyor.
İran’a atılan her bomba Müslümanlar ve Yahudiler ve dahi Hristiyanlar arasındaki bağları yok ediyor. İran’a atılan her bomba ile güce ve kapitalist bir sistemde gücün kaynağı olan paraya tapma farkedilmeden içselleştiriliyor. Parası olanın düdüğü çaldığı bir dünya normal oluyor. Bu çalanın parası olanın çaldığı düdüğün sesi mi yoksa Sur’un sesi mi olduğunu bilmiyor insanlar.
Bir insan, öldürülen her insanda insanı değil de bir kâğıt parçasında yazılan uyruğu görüyorsa ya da bir dinsel kimliği görüyorsa, insanlığını çoktan kaybetmiş demektir. Ve bunu kaybettiren de bu sistemdir.
Atılan her bombanın atıldığı yerdeki insanları öldürmesine ve parçalamasına engel olamayabiliriz ama o bombanın bizim içimizdeki insanın, insani olanın ölümüne neden olmasını engelleyebiliriz.
Evet, çok zor. Evet, korkutucu, evet, onların çok paraları ve çok bombaları var! Ama kapitalizm, sadece ve sadece bizler bu korkudan dolayı kendi insani taraflarımızla ve başka insanlarla olan bağlarımızı kopardığımız için yaşıyor. İnsanlık bu bağları kurduğunda ortadan kalkacak ve kalkması da gereken bir sistemdir kapitalizm. Bu bağı kuracak olan ve insanı insan yapan emeği referans kavram olarak aldığımızda insanlık kazanacak ve kapitalizm kaybedecektir.
Evet zor, ama insanlık nasıl köleci sistemden kurtulduysa, insanlık nasıl derebeylerinden kurtulduysa insanlık yaşayacaksa patronlar sınıfından ve insanlık dışı kapitalist sistemden de kurtulacaktır.
Öldürülmeye çalışılan sadece ‘Molla Rejimi’nin Diktatörleri’ ve onların savunucuları değil, hepimizin içindeki insanlığı öldürmeye çalışıyorlar. Yapabileceğimiz hiç bir şey yok demeden en azından kendi içimizdeki insanı yaşatmayı başarabilir ve o bombaları yenebiliriz. Sonrası mı, biz elbette ki daha çok ve daha güçlüyüz. Gücümüz, insanlığımız ve bizi birleştiren emeğimizdir, insanlık için, daha iyi bir dünya için!





