Bu siteyi kullanarak Gizlilik Sözleşmesi ve Bilgi Güvenliği Politikası'nı onaylamış olursunuz.
Kabul Et
Sahi GündemSahi GündemSahi Gündem
Bildiri
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Okuma: LAİKLİĞİ SAVUNMAK SUÇ DEĞİL, CUMHURİYET’E VE TOPLUMSAL BARIŞA SADAKATTİR
Paylaş
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
Sahi GündemSahi Gündem
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Ara
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Mevcut bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi Takip Edin
Yazarlar

LAİKLİĞİ SAVUNMAK SUÇ DEĞİL, CUMHURİYET’E VE TOPLUMSAL BARIŞA SADAKATTİR

Son güncelleme: 21/02/2026 11:12
Yıldırım Kaya
Yayımlandı 21/02/2026
Paylaş
Paylaş

“Laikliği Birlikte Savunuyoruz” bildirisine destek büyürken, bu metni hedef gösteren ve bildiriyi imzalayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını açıklayan anlayış, laikliğin ne olduğunu bilerek ya da bilmeyerek çarpıtmaktadır.
Laiklik dinsizlik değildir.
Laiklik; inanç özgürlüğüdür.
Laiklik; düşünce özgürlüğüdür.

Laiklik; herkesin inancını özgürce yaşayabilmesinin ve hiçbir baskıya maruz kalmamasının güvencesidir. Laiklik; devletin tüm inançlara ve inançsızlara eşit mesafede durmasıdır.
Bu ilke, dindar vatandaşlarımızın da en güçlü teminatıdır. Çünkü laik devlet, bir inancı diğerine üstün kılmaz; kimsenin ibadetine müdahale etmez, kimseyi inancından dolayı ayrıştırmaz.
Kamusal eğitim alanı herhangi bir mezhebin, herhangi bir dini yorumun uygulama sahası değildir. Devletin görevi inanç organize etmek değil; özgür birey yetiştirmektir. Eğitim politikaları hazırlanırken hem inançlı ailelerin hassasiyetleri hem de farklı yaşam tercihlerine sahip yurttaşların hakları birlikte gözetilmelidir.

Çocuğun pedagojik gelişimini yok sayarak dini yükümlülüklerin öznesi haline getirilmesi, inanç özgürlüğü değil; inancın araçsallaştırılmasıdır.
Sayın Bakan’ın laikliği savunanları “art niyetli” ilan etmesi ve bildiriyi imzalayanlar hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıklaması kabul edilemez. Laikliği savunmak anayasal bir haktır. Bu hak, sadece belli bir kesimin değil, Cumhuriyet’in eşit yurttaşlık ilkesine inanan herkesin hakkıdır.
Asıl anayasal sorumluluk, Milli Eğitim Temel Kanunu’na 16.6.1983 tarih ve 2842 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile aşağıdaki şekilde değişmiştir. Madde 12. Türk milli eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilkokul ve ortaokullar ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.
Anayasa’daki 4. 24. ve 42. maddeleri ile tarif edilen laiklik ilkesine bağlı kalmaktır.
Bu nedenle Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i toplumsal kutuplaşmayı artıracak adımlar yerine anayasal çerçevede kapsayıcı bir dil kullanmaya ve bu yöndeki hukuki girişimlerden geri adım atmaya davet ediyoruz.


Eğitim sistemi siyasi tartışmaların değil, ortak aklın ve anayasal ilkelerin zemini olmalıdır.
AKP 23 yıldır iktidardadır. Bu sürecin tamamında Milli Eğitim Bakanlığı da aynı siyasi sorumluluk tarafından yönetilmiştir. Yusuf Tekin’den önce sekiz farklı Milli Eğitim Bakanı görev yapmıştır. Kusurlar olmuştur; eleştirilecek uygulamalar olmuştur. Ancak bugün gelinen noktadaki kadar açık, sistematik ve kurumsallaştırılmış bir dinselleştirme pratiği bu ölçekte yaşanmamıştır. Toplumun farklı kesimlerinde oluşan kaygının nedeni de bu yönelimin kurumsal bir nitelik kazanmasıdır.


Eğer bugün yapılan uygulamalar eğitimin vazgeçilmez gereği ise, önceki bakanlar neden bunu hayata geçirmedi? Onlar suç mu işliyordu? Yoksa Anayasa’ya ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na en azından belirli sınırlar içinde bağlı kalmanın gereğini mi yerine getiriyorlardı?
Ramazan ayı boyunca buluğ çağına ermiş her yurttaş ibadetini inandığı biçimde yerine getirir. İftar sofraları kurulur, sahura kalkılır, camilerde teravih namazları kılınır. Bunun önünde hiçbir engel yoktur; hiç kimse de ibadetini özgürce yapan insanlara müdahale edemez. Devletin görevi bu özgürlüğü güvence altına almaktır. İşte laiklik tam da budur.


Laiklik; inançların özgürce yaşandığı bir toplumsal düzendir. Ama aynı zamanda oruç tutmayana müdahale edilmemesinin de güvencesidir. İnanca saygı, her inanca ve inanmama hakkına eşit saygıdır. Bu denge, toplumsal barışın ve birlikte yaşama kültürünün temelidir.
Cumhuriyet’in laiklik anlayışı budur ve biz bu anlayışı savunmaya devam edeceğiz. Çünkü laiklik, bu ülkenin dindarını da sekülerini de aynı hukuk çatısı altında eşit ve onurlu yurttaşlar olarak yaşatmanın vazgeçilmez güvencesidir.

Ayrıca Şunları da Beğenebilirsiniz

27. Dönem CHP Ankara Milletvekili “Yıldırım Kaya’dan 30 Seçim Çevresinde Ara Seçim Çağrısı: “Erken Değil, Hemen Seçim!”

Şimdi Daha Çok Demokrasi, Daha Çok Özgürlük, Daha Çok Adalet, Daha Çok Ekmek Zamanı…

Terörsüz Türkiye ya da Barış ve Demokratik Toplum

“İşveren!”

Yıldırım Kaya’dan “Cumhuriyet, Eğitim ve Laiklik” Söyleşisine Davet

ETİKETLENDİ:eğitimlaiklikYıldırım kaya
Bu Yazıyı Paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp
Bir Yorum Bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HABERLER

Yeni Siyasi Denklem Arayışı: AKP–DEM Yakınlaşması İttifaka mı Evriliyor? İttifak Senaryosu Güçleniyor mu?

Sahi Gündem
Sahi Gündem
26/02/2026
Küresel Güvenlikte Yeni Eşik: Silahsızlanma İdeali Çökerken Neo-Militarist Denge Yükseliyor
Çin’in Rezerv Stratejisi ve Türkiye İçin Stratejik Anlamı
Yusuf Tekin’den Eğitimde Kapsamlı Değişim Sinyali: Okula Başlama Yaşı, Taşımalı Model ve Kayıt Sistemi Masada
Milli Parklar Kanunu Teklifinin İlk Beş Maddesi Kabul Edildi
Önceki Sonraki

BİZİ TAKİP EDİN

FacebookBeğeni
XTakip
InstagramTakip
YoutubeAbone

YAZARLAR

Mehmet Bekaroğlu
Yıldırım Kaya
Mehtap Yücel
Zeki Kılıçaslan
Yıldırım Öztürk

Kategoriler

  • Yazarlar
  • Haber
  • Siyaset
  • Emek/Sendika
  • Dünya
  • Ekonomi

SAHİ

2025 © Her Hakkı Mahfuzdur.

Bize Yazın

Herhangi bir konu hakkında bize yazabilirsiniz.

bilgi@sahigundem.com

© Sahi Gündem. Tüm Hakları Saklıdır.
Tekrar Hoşgeldin!

Hesabınıza giriş yapın

Kullanıcı Adı veya E-posta
Şifre

Şifreni mi unuttun?