ABD Başkanı Donald Trump’ın politikaları, dünyanın veremle (tüberküloz) mücadelesini de sekteye uğrattı.
Dünya genelinde halk sağlığını tehdit eden en önemli bulaşıcı hastalık olan veremin tanı ve tedavisi için her yıl gereken 22 milyar doların yalnızca yüzde 27’si, araştırmalar için gereken 5 milyar dolarınsa yüzde 24’ü karşılanabiliyor.
“Verem kaldı mı?” diyenleri duyar gibiyim. Evet, verem ortadan kalkmadı. Dünyada erişkinlerde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin hâlâ birinci nedeni.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2025 raporuna göre, 2024’de dünya genelinde 10 milyondan fazla insan vereme yakalandı. Bir milyondan fazla insansa bu sebeple hayatını kaybetti.
Trump ülkesinin DSÖ üyeliğini sonlandırdı. Parasal katkılarını kesti. Birleşmiş Milletler (BM) ve bünyesindeki programlara verilen fonları büyük ölçüde azaltıldı. Bu kesintilerden veremle savaş da büyük zarar gördü.
Zaten alanda kaynak sıkıntısı vardı. Küresel ölçekte gerekli finansmanın sağlanamaması nedeniyle BM tarafından 2018 ve 2023 yıllarında tüberkülozla mücadele için belirlenen hedeflere ulaşılamadı.
Toplumsal ve sosyal adalet sorunu
79’uncu Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası’nın başlaması vesilesiyle Türkiye Verem Savası Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan ile görüştük.
Veremin yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda derin bir toplumsal ve sosyal adalet sorunu olduğunu belirten Kılıçaslan şöyle devam etti:
“Bu durum, tüberkülozla mücadelenin yalnızca sağlık hizmetleriyle değil, yoksullukla ve eşitsizlikle mücadeleyle birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Bu önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık. Dünya genelinde kontrol altına alınabilmesi için, yeni, etkili ve modern bir verem aşısının geliştirilmesi, açlığın ve yoksulluğun ortadan kaldırılması gerekiyor.”
Hâlen kullanılan BCG aşısı, tüberkülozla mücadelede yeterli koruma sağlamıyor. Çocukları akciğer veremi ve ağır sonuçlarından korusa da etkisi yıllar içinde azalıyor. Yetişleri koruyamıyor.
Kılıçaslan, “Etkili yeni bir aşının geliştirilebilmesi için de sürdürülebilir ve yeterli finansman sağlanması şart” dedi.
‘Deneyimimiz var biz katkı sunalım‘
ABD’nin katkısı, verem için uluslararası bağışçı fonlarının toplamının yaklaşık dörtte birini oluşturuyordu. Fon kesintisi uluslararası yardıma büyük ölçüde bağımlı düşük ve orta gelirli ülkelerdeki verem programları üzerinde yıkıcı bir etki yapıyor. Fon kesintilerinden en çok etkilenen bölgeler Afrika, Güneydoğu Asya ve Batı Pasifik.
Kılıçaslan, Türkiye’nin veremle mücadelede ciddi bir deneyim ve birimi olduğunu, bunun uluslararası sağlık yardımlarının bir parçası haline getirilmesi gerektiğini düşünüyor:
“İhtiyaç duyan ülkelere katkı sunabilmek için derneklerimize proje esaslı kamu desteği sağlanmalı.
Bu desteğe en çok ihtiyacı olanlar, bizim politik olarak yakınlaşmaya çalıştığımız ülkeler.”
Dünya ortalamasının altında gelişmiş ülkelerin üstünde vakamız var
Türkiye’ye gelince… Cumhuriyetin ilk yıllarından beri veremle mücadelede büyük başarılar elde edildi. Kılıçaslan, “Bazı yapısal sorunlara rağmen tüberkülozla mücadelede başarılı ve etkili bir program uygulanıyor” dedi.
Dünya genelinde tüberküloz sıklığı 100 bin kişide 131 iken, Türkiye’de 100 binde 10,5. ABD ve Batı Avrupa ülkelerinde yüzbinde 10’un altında.
Birçok Asya, Afrika, Latin Amerika ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinde ise 50’nin üzerinde. Az gelişmiş bazı ülkelerde 300–500 düzeylerine kadar çıkıyor.
“Yeni test ve ilaçlara ulaşabilelim”
Kılıçaslan, Türkiye’nin başarısının artırılması için bazı adımlar atılması gerektiğini söyledi:
“DSÖ’nün önerdiği yeni moleküler tanı testlerinin ülke genelinde hızla yaygınlaştırılması gerekiyor. Şimdiki testler 1.5 ayda, moleküler testler 24-48 saatte sonuç veriyor. Tedaviye biran önce başlanabiliyor.
İlaca dirençli verem hastalarında daha kısa süreli, daha etkili ve yan etkileri az olan yeni ilaçların düzenli ve kesintisiz biçimde temin edilmesini bekliyoruz.
Verem mikrobu ile enfekte olmuş ancak henüz hasta olmayan, hastalık riski taşıyan kişiler için koruyucu tedavide önemli bir seçenek olan rifapentinin bir an önce kullanıma alınmasını bekliyoruz.
Yine veremle mücadelede kilit rol oynayan sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor.”
https://www.diken.com.tr/trump-politikalari-veremi-de-vurdu/





