Bu siteyi kullanarak Gizlilik Sözleşmesi ve Bilgi Güvenliği Politikası'nı onaylamış olursunuz.
Kabul Et
Sahi GündemSahi GündemSahi Gündem
Bildiri
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Okuma: Yoksullaşma Sürecinde Bağımlılık: Sanal Kumar ve Uyuşturucuyla Çevrilen Gençlik
Paylaş
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
Sahi GündemSahi Gündem
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Ara
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Mevcut bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi Takip Edin
Yazarlar

Yoksullaşma Sürecinde Bağımlılık: Sanal Kumar ve Uyuşturucuyla Çevrilen Gençlik

Son güncelleme: 20/12/2025 17:22
Yıldırım Kaya
Yayımlandı 20/12/2025
Paylaş
Paylaş

Türkiye’de son yıllarda giderek görünür hâle gelen iki “sessiz salgın” aynı toplumsal zeminde büyümektedir: uyuşturucu kullanımı ve özellikle mobil teknolojiler aracılığıyla yaygınlaşan sanal kumar/yasa dışı bahis. Bu iki olgu çoğu zaman ayrı başlıklar altında ele alınmakta; oysa onları besleyen yapısal dinamikler büyük ölçüde ortaktır. Yoksullaşma, gelir güvencesizliği, borç sarmalı, gelecek belirsizliği, denetimsizlik, dijital erişimin sınırsızlığı ve erken yaşta başlayan risk davranışları bu ortak zeminin başlıca unsurlarıdır.


Bu bağlamda, uyuşturucu kullanımı ile sanal kumar arasında yalnızca bireysel tercihler düzeyinde değil; sosyoekonomik koşullar, dijital ortam ve sosyal politika eksiklikleri düzeyinde güçlü bir kesişim bulunmaktadır. Her iki olgu da “kestirme bir çıkış” vaadi üzerinden özellikle genç nüfusu hedef almakta; biri “unutma”, diğeri “kurtulma” iddiasıyla aynı yıkıcı sona sürüklemektedir: derinleşen bağımlılık, artan borç, sosyal çözülme ve yalnızlaşma.

Gençlik ve Erken Başlama Riski
Mevcut veriler, sorunun özellikle genç yaş gruplarında yoğunlaştığını göstermektedir. Yeşilay’ın 2025 tarihli Türkiye Kumar Raporu’na göre, Türkiye’de 15 yaş ve üzeri nüfusta hayatında en az bir kez kumar oynayanların oranı %10,1’dir. Bu oran milyonlarca kişiye karşılık gelmektedir. Daha çarpıcı olan ise “ilk temas” yaşıdır: Hayatında en az bir kez kumar oynadığını belirtenlerin %71’i ilk deneyimini 15–24 yaş aralığında yaşamıştır. Aynı rapor, yasa dışı internet bahislerinin özellikle 15–24 yaş grubunda daha yaygın olduğunu ve çoğunlukla akıllı telefonlar üzerinden oynandığını ortaya koymaktadır.


Uyuşturucu kullanımı açısından da tablo benzerdir. 2025 yılında yayımlanan klinik bir çalışmada, ergen örnekleminde ilk madde kullanım yaş ortalamasının 14,46 olduğu bildirilmektedir. Bu veri, bağımlılığın bireyin kimlik ve kişilik gelişimi tamamlanmadan önce başladığını; dolayısıyla yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir çocuk ve gençlik politikası meselesi olduğunu göstermektedir.

Sosyoekonomik Zemin: Yoksullaşma, Umutsuzluk ve Dijitalleşme
Bağımlılığın tek bir gelir grubuna özgü olmadığı açıktır; ancak yoksullaşma ve borç sarmalı, bağımlılığın hem nedeni hem de sonucu olarak belirleyici bir rol oynamaktadır. Orta sınıfın eridiği, düşük gelirli nüfusun genişlediği ve gelecek öngörüsünün zayıfladığı bir toplumsal iklimde, özellikle gençler için “umut” daralmaktadır. Bu daralan alanda sanal kumar “bir kuponla kurtuluş”, madde kullanımı ise “bir anlık kaçış” olarak pazarlanmaktadır.

Dijitalleşme bu süreci daha da hızlandırmaktadır. Kumar, fiziksel mekân sınırlarını aşarak herkesin cebine girmiş; yasa dışı bahis ağları sosyal medya, dijital reklamlar ve mobil ödeme sistemleri üzerinden yaygınlaşmıştır. Yeşilay raporu, pandemi sonrası dönemde depresyon, anksiyete, yalnızlık ve ekonomik belirsizliğin çevrim içi kumarı beslediğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Normalleştirme ve Gecikmiş Müdahale
Sorunu derinleştiren temel etkenlerden biri de bağımlılık davranışlarının normalleştirilmesidir. Kumarın “oyun”, bahis kuponunun “eğlence”, maddenin ise “rahatlama” olarak sunulması; bağımlılığın en etkili fakat en sessiz propaganda biçimidir. Buna damgalanma korkusu eklendiğinde, aileler ve bireyler çoğu zaman sorunu geç fark etmekte ya da fark ettiklerinde gizlemeyi tercih etmektedir. Oysa bağımlılık ahlaki bir zaaf değil; biyopsikososyal boyutları olan bir halk sağlığı sorunudur.

Koruyucu ve Önleyici Sosyal Politikalar: Yapısal Bir Zorunluluk
Bağımlılıkla mücadele, yalnızca tedavi ve ceza mekanizmalarına indirgenemez. Etkili bir mücadele, ancak koruyucu ve önleyici sosyal hizmetlerin güçlendirilmesiyle mümkündür. Sosyal devletin temel sorumluluğu, bireyi suçlamak değil; bağımlılığın ortaya çıktığı yaşam koşullarını dönüştürmektir.

Koruyucu–önleyici sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi
Bağımlılık alanında sosyal hizmetler, “kriz sonrası” değil, risk öncesi devreye girmelidir. Yoksulluğun ve sosyal dışlanmanın yoğun olduğu bölgelerde çocuklara, gençlere ve ailelere yönelik koruyucu–önleyici müdahaleler sistematik hâle getirilmelidir.

Mahalle sosyal hizmeti modeli
Yerinde ve erken müdahale için mahalle sosyal hizmeti modeli hayata geçirilmelidir. Sosyal hizmet uzmanları, psikologlar ve rehberlik mekanizmaları mahalle ölçeğinde erişilebilir olmalı; riskli vakalar büyümeden tespit edilmelidir.

ÇAMATEM’lerin yaygınlaştırılması
Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezleri (ÇAMATEM), tüm illerde yeterli uzman kadrosuyla kurulmalı; erken tedavi ve rehabilitasyon süreçleri hızlandırılmalıdır.

Sosyal rehabilitasyonun güçlendirilmesi
Bağımlılıktan çıkış yalnızca tıbbi tedaviyle sınırlı değildir. Eğitim, istihdam, psikososyal destek ve aileyle yeniden bağ kurmayı içeren tam teşekküllü sosyal rehabilitasyon birimleri yaygınlaştırılmalıdır.

Aile kapasitesinin güçlendirilmesi
Özellikle sanal kumar konusunda ailelerin bilinçli ebeveynlik kapasitesi artırılmalıdır. Dijital riskler, para harcama davranışları ve erken uyarı işaretleri konusunda ailelere yönelik yaygın eğitim programları uygulanmalıdır.

Dijital denetim ve erişim engelleri
Yasa dışı bahis ve sanal kumarla mücadele, sürdürülebilir ve teknik olarak etkili erişim engelleriyle desteklenmelidir. Finansal akışlar, reklam kanalları ve dijital yönlendirme mekanizmaları eş zamanlı biçimde denetlenmelidir.

Sonuç
Uyuşturucu kullanımı ve sanal kumar, “kötü bireylerin” değil; kötüleşen yaşam koşullarının ürünüdür. Bir toplum çocuklarına ve gençlerine umutlu bir gelecek sunamazsa, o boşluğu bağımlılık endüstrileri doldurur. Bu nedenle çözüm; cezayı değil, bilimsel sağlık hizmetlerini, güçlü sosyal politikaları, nitelikli eğitimi ve damgalamayan bir toplumsal dili merkeze almak zorundadır.

Gerçek koruma, yasaklardan önce umut,
cezadan önce destek,
sessizlikten önce sosyal devlet demektir.


Ne var ki Türkiye’de AKP iktidarı boyunca, uyuşturucu kullanımı ile sanal kumar/yasa dışı bahis sorunu görmezden gelinmiş, koruyucu–önleyici sosyal politikalar bilinçli biçimde ihmal edilmiştir. Bilimsel veriler ortadayken, bu alanlarda bütüncül ve kamusal çözümler üretilmemiş; sorun, baskı ve ceza odaklı yaklaşımlarla yönetilmeye çalışılmıştır. Sonuç, bağımlılığın azalması değil, yaygınlaşması ve derinleşmesi olmuştur.


Bugün gelinen noktada yaşanan tablo bir “tesadüf” değil, siyasal tercihlerin doğrudan sonucudur. Sosyal devleti tasfiye eden, gençleri güvencesizliğe ve umutsuzluğa mahkûm eden bu anlayış, bağımlılık endüstrilerinin önünü açmıştır.


Siyasal iktidarın görevi, bu yıkımın sorumluluğunu inkâr etmek değil; gecikmiş de olsa kamusal, bilimsel ve sosyal devlet temelli çözümleri derhal hayata geçirmektir. Aksi hâlde bu ülke, bağımlılıkla değil; iktidarın yarattığı toplumsal enkazla yüzleşmeye devam edecektir.

Ayrıca Şunları da Beğenebilirsiniz

En son sahneye konacak en kötü senaryonun zamanı geldi mi?

Kaya’dan 2025 Eğitim Tablosu: “Bu Bir Yönetememe Değil, Bilinçli Bir Tasfiyedir”

Siyasi Kuşatmaya Karşı Anayasal Direniş!

Muhalefet İktidardan Farklı Olarak Ne Yapacak?

Eğitimi Kısaltmak, Geleceği Karartmaktır

ETİKETLENDİ:sanal kumarsosyal politikauyuşturucuYıldırım kaya
Bu Yazıyı Paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp
Bir Yorum Bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HABERLER

İran’daki Protestolar Yeni Bir Eşiğe Mi Girdi? Ekonomik Tepkiden Sistemsel Krize

Sahi Gündem
Sahi Gündem
16/01/2026
Devrimden Reformizme: Sosyal Demokrasinin Küresel Serüveni ve Türkiye’de CHP Deneyimi
2025: İş Cinayetlerinin Yılı — Günde En Az 6 İşçi Hayatını Kaybetti
Fransa’da Parlamento Güçlü Yürütme Karşısında Nasıl Konumlanıyor?
Hay’at Tahrir el-Şam’ın Evrimi ve Suriye’nin Geleceği 
Önceki Sonraki

BİZİ TAKİP EDİN

FacebookBeğeni
XTakip
InstagramTakip
YoutubeAbone

YAZARLAR

Mehmet Bekaroğlu
Yıldırım Kaya
Mehtap Yücel
Zeki Kılıçaslan
Yıldırım Öztürk

Kategoriler

  • Yazarlar
  • Haber
  • Siyaset
  • Emek/Sendika
  • Dünya
  • Ekonomi

SAHİ

2025 © Her Hakkı Mahfuzdur.

Bize Yazın

Herhangi bir konu hakkında bize yazabilirsiniz.

bilgi@sahigundem.com

© Sahi Gündem. Tüm Hakları Saklıdır.
Tekrar Hoşgeldin!

Hesabınıza giriş yapın

Kullanıcı Adı veya E-posta
Şifre

Şifreni mi unuttun?