Wall Street Journal’ın ABD’li yetkililere dayandırdığı habere göre Washington yönetimi, 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu’ya en büyük hava ve deniz gücü takviyesini yaptı. İddialar, İran’a karşı “haftalar sürebilecek bir hava savaşı” seçeneğinin masada olduğu yönünde.
“Tek Seferlik Saldırı” Yerine Uzun Süreli Hava Savaşı Seçeneği
Haberde, ABD’nin son günlerde İran’a karşı hava ve deniz unsurlarını güçlendirdiği ve bunun olası bir askeri operasyonda kapsamlı bir hava harekâtı seçeneği sunduğu ifade edildi.
Yetkililere göre, planlamalar yalnızca sınırlı ve tek seferlik bir saldırıyı değil, haftalar sürebilecek yoğun bir hava savaşını da içeriyor.
ABD Başkanı Donald Trump’a sunulan brifinglerde, İran yönetimine ve bölgesel müttefiklerine azami zarar verebilecek seçeneklerin değerlendirildiği öne sürüldü. Bu seçenekler arasında İranlı siyasi ve askeri liderleri hedef alan operasyonlar ile nükleer ve balistik füze tesislerine yönelik hava saldırıları bulunuyor.
İran’ın “Füze Caydırıcılığı” Vurgusu
Haberde, Trump yönetiminin müzakerelerde İran’ın nükleer programını tamamen sonlandırmasını, bölgesel vekil güçlerin dağıtılmasını ve balistik füzelerin imhasını içeren kapsamlı bir anlaşma talep ettiği belirtildi.
Ancak İran’ın, hava kuvvetlerinin görece zayıf olması nedeniyle balistik füzelerini ana caydırıcı unsur olarak gördüğü ve bu alanda geri adım atmaya yanaşmadığı ifade edildi.
İran’ın olası bir askeri harekât karşısında bölgedeki ABD üslerini hedef alabilecek geniş bir füze kapasitesine sahip olduğu ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı kapatma kozunu elinde tuttuğu kaydedildi.
Bölgedeki Askeri Yığınak
Uçuş takip verilerine göre, Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü ile Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne F-35, F-15, F-16, E-3 ve E-11 tipi uçaklar sevk edildi.
ABD Donanması yetkililerine göre Washington yönetimi, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de olası bir operasyonu desteklemek üzere 13 savaş gemisini hazır tutuyor.
Bölgede USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve balistik füzelere karşı savunma yapabilen dokuz muhrip görev yapıyor. Ayrıca USS Gerald R. Ford uçak gemisi ile dört muhribin de bölgeye doğru ilerlediği bildirildi.
1991 ve 2003’ten Farklı Bir Tablo
Haberde, 1991 Körfez Savaşı ve 2003 Irak işgali dönemine kıyasla ABD’nin bölgeye daha sınırlı bir askeri güç konuşlandırdığına dikkat çekildi. ABD Hava Kuvvetlerinin geçmişe oranla daha küçük bir yapıya sahip olduğu vurgulandı.
Ayrıca olası bir saldırı halinde bölgede destekleyecek geniş kara kuvvetlerinin bulunmadığı ve İsrail hava kuvvetlerinin katılımı olmaksızın uluslararası bir koalisyonun oluşmasının zor göründüğü belirtildi.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin hava sahalarını ABD saldırıları için kapalı tuttuğu, ABD uçaklarının önemli bölümünün Ürdün’e konuşlandırıldığı da aktarıldı.
“Trump Henüz Nihai Kararını Vermedi”
CNN’in haberine göre ABD ordusu olası bir saldırı için hazır durumda, ancak Trump henüz nihai kararını vermedi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Başkan’ın İran konusunda önceliğinin diplomasi olduğunu ancak askeri hazırlıkların sürdüğünü açıkladı.
Trump ise, Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia üssü ile İngiltere’deki Fairford hava üssünün önemine işaret ederek, İran’ın anlaşma yapmaması halinde bu üslerin kullanılabileceğini ifade etti.
Diplomasi mi, Savaş mı?
Haberde bazı eski askeri yetkililerin, bölgedeki belirsizlikler ve olası sonuçlar dikkate alındığında diplomatik bir anlaşmanın savaştan daha tercih edilebilir olabileceğini dile getirdiği aktarıldı.
Washington ile Tahran arasındaki gerilim sürerken, askeri hazırlıkların boyutu ve diplomatik temasların seyri, önümüzdeki günlerde Ortadoğu’daki dengeleri belirleyecek temel unsur olarak görülüyor.





