Bu siteyi kullanarak Gizlilik Sözleşmesi ve Bilgi Güvenliği Politikası'nı onaylamış olursunuz.
Kabul Et
Sahi GündemSahi GündemSahi Gündem
Bildiri
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Okuma: Öcalan’dan “Milli Dayanışma” Raporuna Destek: “Yeni Süreç İçin Çok Önemli Bir Adım”
Paylaş
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
Sahi GündemSahi Gündem
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Ara
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Mevcut bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi Takip Edin
Siyaset

Öcalan’dan “Milli Dayanışma” Raporuna Destek: “Yeni Süreç İçin Çok Önemli Bir Adım”

Abdullah Öcalan, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunu “yeni süreç için çok önemli bir adım” olarak nitelendirdi. Öcalan, siyasetin belirleyici olduğu bir dönemin başladığını vurguladı.

Sahi Gündem
Son güncelleme: 02/03/2026 21:55
Sahi Gündem
Yayımlandı 02/03/2026
Paylaş
Paylaş

Abdullah Öcalan, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı ortak rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öcalan, söz konusu metnin siyasal süreç açısından kritik bir eşik oluşturduğunu belirterek, “Rapor, demokrasi mücadelesinde yeni süreç için kapı aralayan çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir” dedi.

Raporun içeriğine yönelik siyasi itirazlara da değinen Öcalan, muhalif tutumların demokratik mücadele açısından zorluk yaratabileceğini savundu. “Rapora karşı çıkan siyasi partilerin gerçek gündem yerine kendi dar bakış açılarında ısrar etmesi en çok sosyalist çevreleri zorlayacaktır. Bir an önce demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gerektirdiği görev ve sorumlulukla hatalarından dönmeleri her açıdan önemlidir” ifadelerini kullandı.

“Silahın Değil Siyasetin Belirlediği Bir Dönem”

Açıklamasında yeni döneme ilişkin çerçeve çizen Öcalan, ülke gündeminin silahlı çatışma yerine siyasal mekanizmalarla şekillenmesi gerektiğini vurguladı. “Sonuçta ilk kez resmi bir raporda Kürt-Türk kardeşliğine vurgu yapılması önemli bir adımdır. Bundan sonra siyasetin temel uğraşı, hukuki düzenlemelerin de yapılmasına yönelik olacaktır. Eğer siyaset gereği gibi yürütülmezse, bu adımın da diğerleri gibi sönümlenmesi, hiçbir kurumsal gerçekliğe dönüşmeden ve demokratik toplumun yararına bir gelişme yaratamadan gündemden düşmesi kaçınılmazdır” dedi.

Açıklamanın tamamı şu şekilde;

“TBMM “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” dün itibariyle raporunu yayınladı. Raporun yayınlanmasıyla birlikte ülke ve bölge gündemine oturması, siyasal açıdan ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Bu rapor, Sn. Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu iradeyle Sayın Bahçeli’nin çağrısına benim cevap olmamla İmralı’da başlayan diyalog sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İlgili tüm tarafların bu gerçekliği teslim ederek raporun gerektirdiği yasal ve kurumsal pratik süreci başlatması, silahın kesin olarak gündemimizden çıkmasını garanti edecektir. Raporun çıkarılması için çalışan siyasi partilere ve hitap ettikleri kitlelere, bu sürecin ilerlemesi için canla başla çalışan, emek veren herkese ve barış süreci için çalışırken vefat eden değerli yoldaşımız Sırrı Süreyya Önder’e emekleri için teşekkürlerimi sunuyorum.

İmralı’da yürüttüğümüz diyalog süreci ciddi bir mücadeledir. Geleceğimizi kurtarmak isteyen herkesin yoğun emekleriyle sürdürülmektedir. Aynı şekilde komisyonun değerli üyeleri de oy hesabı yapmadan bu süreci parlamentonun çözümüne sunmuşlardır. Dolayısıyla ortaya çıkan raporu, şimdiye kadar Meclis komisyonlarının çıkardıkları raporlara benzetmek, atılan adımın tarihsel önemini idrak etmemek demektir. Onlarca yılı kapsayan demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir sonucu olarak rapora yaklaşmak en doğrusudur.

Rapor, demokrasi mücadelesinde yeni süreç için kapı aralayan çok önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bütün siyasal çevreleri ayakları yere basan politikalar üretmeye zorlayacaktır. Gerçeklikten kopuk, dar siyasi gündemlere sıkışıp kalmış çevrelerin ucuz siyaset yapma zeminlerini ellerinden almıştır. Rapora karşı çıkan siyasi partilerin gerçek gündem yerine kendi dar bakış açılarında ısrar etmesi en çok sosyalist çevreleri zorlayacaktır. Bir an önce demokrasi ve özgürlük mücadelesinin gerektirdiği görev ve sorumlulukla hatalarından dönmeleri her açıdan önemlidir.

Bu raporla sorunların tümden çözüldüğü/çözüleceği yanılgısına da dikkat çekmek gerekir. Bu bir başlangıçtır. Türkiye’nin demokratikleşmesi, demokrasi ikliminin merkeze, yerele ve tüm çevrelere yayılması ve daha sayısız birikmiş sorunlara bir raporla cevap olunamayacağı açıktır. Ancak rapor önemli bir başlangıçtır. Sonuç alıcı hale gelmesi, gereklerinin pratikte gerçekleşmesi yine mücadeleye bağlı olacaktır. Rapor parlamentonun gündeminde de uzun süre kalabilir, çeşitli çevreler diyalog sürecini sabote etmek için bu süreçten yararlanabilir. Bütün bunlar bizler için şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak eskisi gibi böylesi provokasyon ve saldırılara karşı kırılgan bir durumda değiliz. Doğru bir yaklaşımla böylesi hamleleri de atlatabiliriz.

Rapor bir kavram seti sunmaktadır. Demokratik bir mücadele ve diyalogla hayata geçirilecek olan kavram ve kurumlar, Cumhuriyetin nasıl demokratikleştirileceğine dair de bir yol haritası sunmaktadır. Bu nirengi noktasıdır. Örgütün sürecin ruhuna uygun adımlar atması içinde bulunduğumuz tarihi anın gereğidir. Demokratik inşa silahla ve çatışmayla değil, diyalogla ve karşılıklı birbirini anlamayla gerçekleşecektir. Hukuki güvence olduğu müddetçe hiçbir kesim şiddete, silaha, çatışmaya meyletmez; meyletmesi durumunda da tecrit olmaktan kurtulamaz.

Artık ülke gündemini silahın değil siyasetin belirleyeceği bir dönem başlamış olacaktır. Hukuki güvenceyi sağlayacak olan da demokratik bilinçtir, zihindir. Yürekle, bilinçle sürece sahip çıkılmadıktan sonra hangi hukuk maddesi kimi koruyabilir? Hukuki güvencenin sağlanması önemli bir adımdır. Süreci başarıya götürecek olan demokratik siyaset çalışmalarıdır.

Raporda dikkat çeken bir husus da Kürt-Türk kardeşliğine, kaderdaşlığına yapılan vurgudur. Geçen yüzyılda tarifsiz acılar yaşandı. Sonuçta ilk kez resmi bir raporda Kürt-Türk kardeşliğine vurgu yapılması önemli bir adımdır. Bundan sonra siyasetin temel uğraşı, hukuki düzenlemelerin de yapılmasına yönelik olacaktır.

Eğer siyaset gereği gibi yürütülmezse, bu adımın da diğerleri gibi sönümlenmesi, hiçbir kurumsal gerçekliğe dönüşmeden ve demokratik toplumun yararına bir gelişme yaratamadan gündemden düşmesi kaçınılmazdır. Demokratik mücadele ve demokratik bilinç olmadan, istenilen tarzda bir anayasa çıksa bile bir anlam ifade etmez. Yine bir norm-dışı güç ortaya çıkacak, anayasayı rafa kaldırıp kendi yasalarını topluma dayatacaktır.

Siyasetin gücü silahın gücünden çok daha sonuç alıcıdır. Silah yeni sorunlara yol açarken, siyaset sorunları çözmeyi esas alır. Ancak siyaset de sonuçta “mümkün olanın sanatıdır” ve mümkün olanı sağlayacak olan da demokratik mücadeledir. Sürece siyasetin yön vermesi için eskisinden daha fazla emek, sorumluluk ve mücadele gerekecektir.

Tekrarlıyorum; bu bir sonuç değil, bir kapı aralamadır. Tarihsel kardeşliğe geri dönülmüştür. Cumhuriyetin kuruluşunda Kürtlerin rolü az değildir. Ancak bu emeğine ve çabasına sahip çıkmayan Kürt önderleri, zayıf bir örgütlülükle ve tepkisel isyanlarla durumu kurtarmaya çalışmışlardır. Kürt liderleri, başarısız girişimlerle kendi sonlarını getirmekten kurtulamamışlardır.

Rapor içeriği demokrasiye açıktır. Bu da başlangıç için umutlu olmamızı sağlayan en önemli etkendir. Bu sözleşmenin akamete uğramaması demokrasi güçlerinin elindedir. Parlamentonun büyük bir çoğunluğunun bu sözleşmeyi imzalamış olması konsensüsün ne kadar geniş olduğunu göstermektedir.

Hiç kimsenin rehavete kapılma lüksü yoktur. Asıl mücadele şimdi başlamaktadır. Zor ama başarının imkân dahilinde olduğu bir sürece girmiş bulunuyoruz. Son bir yılda yürütülen diyalog sürecinin bir sonucudur bu. Ancak son yüzyıldaki yaraların sarılması için bu ilk adım sadece bir yol haritası sunmaktadır.

Tarihten ders çıkarılıp en küçük bir adıma bile sahip çıkılması doğru siyasal tavırdır. Barış ve demokrasinin topluma mal edilmesi, ona uygun düşünce ve zeminin oluşturulmasıyla mümkün olacaktır. Yeni sürece uygun çalışmalar için daha fazla bekleme şansımız yoktur. Rapor bunun yolunu açıyor. Bu bir imkandır ve sonuna kadar yararlanılmalıdır.”

Ayrıca Şunları da Beğenebilirsiniz

DEM Parti’den Erdoğan Görüşmesi Sonrası Mesaj: “Amacımız Barış”

Demokrasi İçin Birlik’ten Çağrı: “Barış, Adalet ve Eşit Yurttaşlık İçin Güçlerimizi Birleştirelim”

CHP’nin Eski Genel Başkanlarından Kılıçdaroğlu’na Çağrı!

Türkiye ve İsrail’den Askeri Temas: Gündem Suriye’de Güvenlik

İmamoğlu hakkında 2 bin 430 yıla kadar hapis istendi!

ETİKETLENDİ:abdullah öcalanbarış
Bu Yazıyı Paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp
Bir Yorum Bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HABERLER

Yeni Siyasi Denklem Arayışı: AKP–DEM Yakınlaşması İttifaka mı Evriliyor? İttifak Senaryosu Güçleniyor mu?

Sahi Gündem
Sahi Gündem
26/02/2026
Küresel Güvenlikte Yeni Eşik: Silahsızlanma İdeali Çökerken Neo-Militarist Denge Yükseliyor
Çin’in Rezerv Stratejisi ve Türkiye İçin Stratejik Anlamı
Yusuf Tekin’den Eğitimde Kapsamlı Değişim Sinyali: Okula Başlama Yaşı, Taşımalı Model ve Kayıt Sistemi Masada
Milli Parklar Kanunu Teklifinin İlk Beş Maddesi Kabul Edildi
Önceki Sonraki

BİZİ TAKİP EDİN

FacebookBeğeni
XTakip
InstagramTakip
YoutubeAbone

YAZARLAR

Mehmet Bekaroğlu
Yıldırım Kaya
Mehtap Yücel
Zeki Kılıçaslan
Yıldırım Öztürk

Kategoriler

  • Yazarlar
  • Haber
  • Siyaset
  • Emek/Sendika
  • Dünya
  • Ekonomi

SAHİ

2025 © Her Hakkı Mahfuzdur.

Bize Yazın

Herhangi bir konu hakkında bize yazabilirsiniz.

bilgi@sahigundem.com

© Sahi Gündem. Tüm Hakları Saklıdır.
Tekrar Hoşgeldin!

Hesabınıza giriş yapın

Kullanıcı Adı veya E-posta
Şifre

Şifreni mi unuttun?