Bu siteyi kullanarak Gizlilik Sözleşmesi ve Bilgi Güvenliği Politikası'nı onaylamış olursunuz.
Kabul Et
Sahi GündemSahi GündemSahi Gündem
Bildiri
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Okuma: NEVRUZ 2026: ATEŞİN DEĞİL, BARIŞIN YILI OLSUN
Paylaş
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
Sahi GündemSahi Gündem
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Ara
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Mevcut bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi Takip Edin
Yazarlar

NEVRUZ 2026: ATEŞİN DEĞİL, BARIŞIN YILI OLSUN

Son güncelleme: 19/03/2026 11:27
Yıldırım Kaya
Yayımlandı 19/03/2026
Paylaş
Paylaş

NEVRUZ 2026: ATEŞİN DEĞİL, BARIŞIN YILI OLSUN

Nevruz…
Toprağın uyanışı, doğanın dirilişi, insanlığın yeniden başlangıç umudu…

Ama 2026 Nevruz’una girerken Orta Doğu’da baharın kokusu değil, barutun kokusu yükseliyor.

İran; ABD emperyalizminin ve İsrail siyonizminin saldırıları altında can çekişirken, Nevruz’u şenliklerle değil mezarlıklarda ağıtlarla karşılıyor. Katledilen çocukların, öğrencilerin mezarları başında yakılan ağıtlar, aslında bütün bir bölgenin ortak çığlığıdır. Bu çığlık; “Savaşa hayır, barışa evet” diyen insanlığın sesidir.

Savaşların bedelini ne saraylar ne de şirketler öder. Bedeli; yoksullar, işçiler, emekçiler, kadınlar ve çocuklar öder. Bugün Ortadoğu’da süren savaş politikaları, yalnızca halkların yaşamını değil; ekmeğini, geleceğini ve onurunu hedef almaktadır.

Savaş yalnızca insanları değil, doğayı da katleder. Bombalanan topraklar, kirletilen sular, yakılan ormanlar… Emperyalist savaş politikaları aynı zamanda ekolojik bir yıkım programıdır. Bu nedenle barış mücadelesi, aynı zamanda doğayı ve yaşamı savunma mücadelesidir.

Bugün İran’ın kendisini savunma refleksiyle attığı adımlar, Körfez ülkelerinin tamamına yakına füzeler ve duonlarla vurmaya devam etti ülkeler; Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere; Sudi Arabistan, Irak, Bahreyn, Amman ve bölgedeki ABD üslerini hedef haline getirirken; Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimali yalnızca bölgeyi değil, tüm dünyayı ekonomik bir krizin eşiğine sürüklüyor. Savaş artık sadece cephelerde değil; enerji hatlarında, ticaret yollarında ve sofralardaki ekmekte hissediliyor.

Öte yandan ABD’de Trump yönetimi, Avrupa’yı bu savaşın içine çekmek için yoğun bir çaba harcıyor. Ancak dünya halkları bu çağrıya kulak vermiyor. İnsanlık, savaşın değil barışın tarafında duruyor. Bu noktada barıştan yana tutum alan her ülke ve her halk, insanlık adına umut olmaya devam etmektedir.

Türkiye ise kritik bir eşikte duruyor. Bir yanda emperyalist bloklarla sürdürülen ilişkiler, diğer yanda tarihsel ve toplumsal bağların bulunduğu bölge halkları… Ancak doğru olan nettir: Türkiye bu savaşın tarafı olmamalıdır. Türkiye; askeri üs politikalarından, bölgesel savaş stratejilerinden ve emperyalist güçlerle kurduğu bağımlı ilişkilerden derhal vazgeçmelidir. Bu coğrafyada barışın yolu, savaş politikalarına ortak olmamakla başlar.

Türkiye toplumunun savaş karşıtı refleksinin yeterince görünür olmaması ise üzerinde düşünülmesi gereken bir başka gerçektir. Sokakların susturulduğu, itirazın bastırıldığı bir düzende barış talebi de zayıflar. Oysa barış, yalnızca devletlerin değil, halkların örgütlü iradesiyle inşa edilir.

Nevruz tam da bu noktada tarihsel bir anlam taşır. Türkiye’de son yıllarda Nevruz, yalnızca baharın gelişi değil; aynı zamanda Kürt halkının eşitlik, kimlik ve özgürlük taleplerini dile getirdiği bir mücadele günü olarak gündeme geldi. Nevruz; inkâra karşı varoluşun, baskıya karşı direnişin ve eşitlik arayışının tarihsel simgesidir. Meydanlar, sadece ateşlerin yakıldığı değil, hakikatlerin dile getirildiği alanlara dönüşmüştür.

2026 Nevruz’u bu anlamıyla bir dönüm noktası olmalıdır. Bu Nevruz; Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yollarla çözüldüğü, eşit yurttaşlık bilincinin yerleştiği, halkların birlikte özgür ve onurlu bir yaşam kurduğu bir Türkiye’nin habercisi olmalıdır.

Barışın kalıcı hale gelmesi için ise sadece temenniler yetmez. Kayyım politikalarının son bulduğu, ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı, siyasi tutsakların serbest bırakıldığı, düşüncenin suç olmaktan çıktığı ve demokratik siyaset kanallarının açıldığı bir Türkiye mümkündür.

Savaşın en ağır yükünü taşıyan kadınlar; hem yaşamı kuran hem de barışı inşa eden öznelerdir. Bu nedenle barış mücadelesi, aynı zamanda kadınların özgürlük mücadelesidir.

Nevruz ateşi, yakıp yıkmak için değil; aydınlatmak için yanmalıdır. O ateşin etrafında toplanan halklar; kinle değil kardeşlikle, öfkeyle değil umutla birbirine sarılmalıdır.

Bu yıl Nevruz;
Savaşın değil barışın,
Sömürünün değil eşitliğin,
Ölümün değil yaşamın,
Baskının değil özgürlüğün yılı olmalıdır.

Ve belki de en önemlisi…
Nevruz 2026, insanlığın kendine sorduğu bir soru olmalıdır:

“Biz ateşi yakmayı mı, yoksa o ateşle birbirimizi yakmayı mı seçeceğiz?”

Tarafımız nettir:
Savaşa karşı barış,
Sömürüye karşı eşitlik,
Karanlığa karşı özgürlük!

Nevruz ateşiyle değil, barışın iradesiyle çoğalacağız.

19 Mart 2026

Yıldırım Kaya

Ayrıca Şunları da Beğenebilirsiniz

En son sahneye konacak en kötü senaryonun zamanı geldi mi?

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİNİN SONU MU?

Terörsüz Türkiye ya da Barış ve Demokratik Toplum

LAİKLİK SUÇ DEĞİL, CUMHURİYET’İN TEMELİDİR

Kızılay’da Yankılanan Ses: 17-18 Haziran Direnişi ve Kamu Emekçilerinin Tarihi

Bu Yazıyı Paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp
Bir Yorum Bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HABERLER

İstanbul Boğazı açıklarında Türk petrol tankerine dron isabet etti

Sahi Gündem
Sahi Gündem
26/03/2026
Yıldırım Kaya’nın Acı Günü: Katar’daki Kazada Şehit Düşen Yeğeni Süleyman Cemre KAHRAMAN’ı Son Yolculuğuna Uğurladı
FATİH’TE FACİANIN EŞİĞİNDEN DÖNÜLDÜ: 2 Bina Çöktü, Enkaz Altından 9 Kişi Kurtarıldı!
BAYRAMDA DİRENİŞ : “Çocuğuma Bayramlığı Borçla Aldım!”
KATAR’DA KAHREDEN KAZA: MSB Acı Haberi ve Şehitlerimizin Kimliklerini Duyurdu
Önceki Sonraki

BİZİ TAKİP EDİN

FacebookBeğeni
XTakip
InstagramTakip
YoutubeAbone

YAZARLAR

Mehmet Bekaroğlu
Yıldırım Kaya
Mehtap Yücel
Zeki Kılıçaslan
Yıldırım Öztürk

Kategoriler

  • Yazarlar
  • Haber
  • Siyaset
  • Emek/Sendika
  • Dünya
  • Ekonomi

SAHİ

2025 © Her Hakkı Mahfuzdur.

Bize Yazın

Herhangi bir konu hakkında bize yazabilirsiniz.

bilgi@sahigundem.com

© Sahi Gündem. Tüm Hakları Saklıdır.
Tekrar Hoşgeldin!

Hesabınıza giriş yapın

Kullanıcı Adı veya E-posta
Şifre

Şifreni mi unuttun?