Politika Araştırmalar Merkezi (POLİTEİA), Hintli siyasetçi ve eski diplomat Shashi Tharoor’un analizinden hareketle küresel güvenlik mimarisindeki yapısal kırılmayı mercek altına aldı. Çalışmaya göre dünya, silahsızlanma idealinden hızla uzaklaşarak caydırıcılık ve güç dengesi eksenli yeni bir döneme giriyor.
POLİTEİA’nın değerlendirmesi, 13 Şubat 2026’da The New Indian Express’te yayımlanan “Dissolution of the Dream of Disarmament” başlıklı makaleye dayanıyor.
Tharoor, Soğuk Savaş sonrası dönemde şekillenen “evrensel silahsızlanma” ve “kalıcı barış” idealinin çözülme sürecine girdiğini savunuyor. Yazara göre normatif barış söylemi yerini, güç dengesi ve caydırıcılık merkezli realist bir güvenlik anlayışına bırakmış durumda. Bu dönüşüm, yalnızca geçici bir dalgalanma değil; uluslararası sistemde yapısal bir kırılmaya işaret ediyor.
Soğuk Savaş Sonrası Düzen Erozyona mı Uğradı?
Analize göre küresel güvenlik mimarisindeki aşınma özellikle son yıllarda belirginleşti. Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa güvenlik düzenini sarsarken, Orta Doğu’daki kırılganlıklar ve büyük güç rekabeti bölgesel krizleri küresel gerilim alanlarına dönüştürdü.
Soğuk Savaş döneminin iki temel silah kontrol anlaşması olan Intermediate-Range Nuclear Forces Treaty (INF) ve New Strategic Arms Reduction Treaty (New START) ya askıya alındı ya da işlevselliğini büyük ölçüde yitirdi. Bu gelişmeler, 1990’larda güç kazanan “kurallara dayalı uluslararası düzen” anlayışını tartışmalı hale getirdi.
Ortaya çıkan tablo, sistemik bir güvensizlik döngüsünü besliyor.
Liberal İdealizmden Realizme Sert Dönüş
Makalenin teorik çerçevesi, liberal idealizmin gerileyişine ve realizmin yükselişine odaklanıyor.
1990’larda kolektif güvenlik, uluslararası hukuk ve BM merkezli çok taraflılık öne çıkarken; günümüzde ulusal askeri kapasite artışı, stratejik otonomi arayışı ve caydırıcılık doktrinleri ön plana çıkıyor.
Bu durum klasik güvenlik paradoksunu yeniden üretiyor: Bir devletin güvenliğini artırma çabası, diğerleri tarafından tehdit olarak algılanıyor ve karşılıklı silahlanma döngüsünü tetikliyor. Sonuçta silahsızlanma söylemi geri plana itilirken “denge üzerinden barış” yaklaşımı güç kazanıyor.
Nükleer Dengede Kırılganlık Artıyor
Analizin en kritik başlıklarından biri nükleer boyut.
Hipersonik füze sistemleri, düşük görünürlüklü başlık teknolojileri, hızlandırılmış fırlatma kapasitesi ve yapay zekâ destekli komuta-kontrol mekanizmaları nükleer dengeyi daha kırılgan hale getiriyor.
Soğuk Savaş’taki karşılıklı garantili imha doktrini belirli bir istikrar çerçevesi sunarken, günümüzde hız ve otomasyon faktörü kriz yönetimini daha riskli bir zemine taşıyor. Tharoor’a göre nükleer çatışma riski algısı, Soğuk Savaş sonrası dönemin en yüksek seviyelerine yaklaşmış durumda.
Savunma Ekonomisi Yükselişte
Savunma harcamalarındaki artış da bu kırılmayı destekleyen göstergeler arasında. Avrupa ülkeleri savunma bütçelerini rekor seviyelere çıkarırken, NATO üyeleri yüzde 2 hedefini aşma yönünde ilerliyor. Hindistan gibi bölgesel güçler de askeri modernizasyon programlarını hızlandırıyor.
Bu eğilim, sistemin silahsızlanma değil caydırıcılık maksimizasyonu eksenine kaydığını ortaya koyuyor.
Asya-Pasifik’te Güç Rekabeti Kurumsallaşıyor
Asya-Pasifik’te Çin-Hindistan rekabeti öne çıkıyor. Çin’in nükleer ve konvansiyonel kapasitesindeki artış, Hint-Pasifik’te yoğunlaşan deniz rekabeti ve Hindistan’ın savunma modernizasyonu, bölgesel düzeyde silahsızlanma idealinin zemin kaybettiğini gösteriyor.
Bu çerçevede Hindistan açısından silahsızlanma söyleminin mevcut stratejik ortamda gerçekçi bir karşılık bulmadığı değerlendiriliyor.
Teknolojik Yarış ve Silah Kontrolünün Aşınması
Yapay zekâ destekli silah sistemleri, otonom dron sürüleri ve siber savaş kapasitesi, klasik silah kontrol anlaşmalarının kapsamını aşan yeni bir güvenlik alanı yaratıyor.
Denetim mekanizmalarının teknik uygulanabilirliği giderek zorlaşırken, teknoloji düzenleyici çerçevenin önüne geçiyor. Bu durum, mevcut silah kontrol rejimlerinin etkinliğini daha da tartışmalı hale getiriyor.
Yeni Dönemin Şifresi: Caydırıcılık ve Güç Dengesi
POLİTEİA’nın analizine göre dünya, silahsızlanma idealinden uzaklaşarak neo-militarist bir denge dönemine giriyor. Küresel güvenlik mimarisinde yaşanan bu kırılma, yalnızca askeri değil; diplomatik, ekonomik ve teknolojik alanlarda da uzun vadeli sonuçlar doğurabilecek bir paradigma değişimine işaret ediyor.
Kaynak: Politik Araştırmalar Merkezi/ POLİTEİA/ KÜRESEL GÜVENLİK PARADİGMASINDA KIRILMA: SİLAHSIZLANMA İDEALİNDEN NEO-MİLİTARİST DENGEYE





