Bu siteyi kullanarak Gizlilik Sözleşmesi ve Bilgi Güvenliği Politikası'nı onaylamış olursunuz.
Kabul Et
Sahi GündemSahi GündemSahi Gündem
Bildiri
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Okuma: Kemal Kılıçdaroğlu yazdı / Yeni dünya düzeni: ABD – Rusya – Çin – Avrupa ve Türkiye
Paylaş
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
Sahi GündemSahi Gündem
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Ara
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Mevcut bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi Takip Edin
Siyaset

Kemal Kılıçdaroğlu yazdı / Yeni dünya düzeni: ABD – Rusya – Çin – Avrupa ve Türkiye

Kemal Kılıçdaroğlu, T24’te kaleme aldığı yazısında Türkiye’nin küresel sistemde cephe ülkesi değil, denge kuran bir aktör olarak konumlanması gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, ABD, Rusya, Çin ve Avrupa ile ilişkilerin yeniden tanımlanması gerektiğini belirterek güçlü kurumsal kapasitenin dış politikanın ön koşulu olduğuna dikkat çekti.

Sahi Gündem
Son güncelleme: 23/12/2025 09:14
Sahi Gündem
Yayımlandı 23/12/2025
Paylaş
Paylaş

CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, T24’te yayımlanan değerlendirmesinde Türkiye’nin dış politikasına ilişkin kapsamlı bir çerçeve sundu. Küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin bu tabloda edilgen değil, yön veren bir aktör olabileceğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu yazısında şu değerlendirmelere yer verdi:

“Küresel perspektifli politika çerçevesi Türkiye kendisini cephe ülkesi değil, denge ülkesi olarak konumlandırmalıdır.ABD ile ilişki pazarlıkçı stratejik ortaklık temelinde yürütülmeli; NATO üyeliği otomatik angajman değil stratejik kaldıraç olarak görülmelidir.

Rusya ile işbirliği sürdürülmeli ancak enerji ve finansal bağımlılığa izin verilmemelidir. Çin ile ilişkiler seçici, ekonomik ve lojistik eksenli tutulmalı; teknolojik egemenlik korunmalıdır.

Avrupa ile güvenlik merkezli değil, teknoloji ve üretim ortaklığına dayalı yeni bir ilişki inşa edilmelidir. Tüm bunların ön koşulu ise kurumsal kapasitenin güçlendirilmesidir. İçeride zayıf olan bir devlet, dışarıda denge kuramaz.”

Soğuk Savaş benzetmesi: ABD–Çin–Rusya ekseni

Kılıçdaroğlu, küresel sistemde yaşanan dönüşümü tarihsel bir perspektifle ele aldı. ABD’nin Soğuk Savaş döneminde Çin’e karşı izlediği yumuşama politikasının bugün farklı bir biçimde yeniden sahneye çıktığını vurguladı.

Bu stratejik değişimin başta Ukrayna savaşı olmak üzere birçok alanda dengeleri etkilediğini belirten Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Kırılgan barış, yeni denge ABD’nin Soğuk Savaş’ta Çin’e uyguladığı yumuşama stratejisi bugün Çin’e karşı Rusya ile yeniden sahneye çıkmaktadır. Bu dönüşüm; Ukrayna savaşını, transatlantik ilişkileri, Rusya-Çin ortaklığını ve Avrasya güvenlik mimarisini derinden etkilemektedir. Türkiye doğru stratejiyle bu süreçte yalnızca etkilenen değil, denge kuran ve yön veren bir aktör olabilir. Bu, Türkiye için nadir bir tarihsel fırsat penceresidir.”

Kurumsal güç vurgusu öne çıktı

Yazının dikkat çeken başlıklarından biri de iç siyaset ile dış politika arasındaki doğrudan ilişki oldu. Kılıçdaroğlu, kurumsal kapasitesi zayıflamış bir devletin küresel alanda denge kuramayacağını vurgulayarak, dış politikanın sürdürülebilirliğinin içerdeki demokratik ve kurumsal yapıdan bağımsız düşünülemeyeceğini ifade etti.

Yazının tamamı şu şekilde;

İçeride zayıf olan bir devlet, dışarıda denge kuramaz. ABD’nin Soğuk Savaş’ta Çin’e uyguladığı yumuşama stratejisi bugün Çin’e karşı Rusya ile yeniden sahneye çıkmaktadır. Bu dönüşüm; Ukrayna savaşını, transatlantik ilişkileri, Rusya-Çin ortaklığını ve Avrasya güvenlik mimarisini derinden etkilemektedir

Soğuk Savaş’tan Ukrayna Savaşı’na jeopolitik öncelikler değişiyor mu? Washington’un Çin’i çevrelemek için Rusya ile “kontrollü yumuşama” arayışı olabilir mi? Bunun Avrupa, Avrasya ve Türkiye için olası sonuçları ne olabilir?

Bu sorulara yanıt ararken, öncelikle şu gerçeğin altını özenle çizmek gerekir: Ulusların ve devletlerin jeopolitik konumlanması, küresel güçlerin birbirlerine yönelik tehdit algıları değiştikçe yeniden şekillenir. Soğuk Savaş döneminde ABD’nin Çin ile geliştirdiği yumuşama politikası bunun en klasik örneklerinden biridir. Washington, Sovyetler Birliği’nin küresel etkisini dengelemek için ideolojik rakibi Çin ile stratejik bir açılım gerçekleştirmiş; bu hamle Sovyet bloğunu jeopolitik olarak yalnızlaştırmıştır.

Bugün benzer bir stratejik mantığın tersine çevrilmiş versiyonu sahneye çıkmaktadır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Batı için ikincil bir tehdit haline gelen Rusya, Çin’in yükselişi karşısında yeniden stratejik değer kazanmaktadır. ABD’nin birincil tehdidi artık Rusya değil, Çin’dir. Bu nedenle Washington, Rusya’yı Çin’den uzaklaştırabilecek bir kontrollü yumuşama ihtimalini yeniden değerlendirmektedir. Bu stratejik dönüşümün en görünür sahnesi ise Ukrayna’dır.

1. Yumuşama mantığının tarihsel arka planı

1970’lerde ABD’nin Çin açılımı üç temel hedefe dayanıyordu… 1. Sovyetler Birliği’ni çevrelemek, 2. Avrasya güç dengesini değiştirmek, 3. İki cepheli tehdit ihtimalini ortadan kaldırmak.

Washington, Çin ile diplomatik ilişki kurarak Sovyetlerin doğu kanadındaki baskıyı artırmış, Çin’i uluslararası sisteme entegre etmiş ve bu strateji Sovyet gücünün zayıflamasında kritik rol oynamıştır.

NATO’nun 1999 ve 2004 genişlemeleriyle Baltık ülkeleri ve Doğu Avrupa’nın büyük kısmı Rusya’nın nüfuz alanından koparılmış, Moskova jeopolitik olarak yalnızlaştırılmıştır. Bugün ise tablo köklü biçimde değişmiştir.

2. Ve Çin…

21. yüzyılın ikinci on yılından itibaren Çin;

Dünya ekonomisinin ikinci büyük gücü olmuş

• Teknolojide ABD’ye rakip hale gelmiş

• Askerî modernizasyonla Pasifik dengelerini sarsmış

• Kuşak-Yol Girişimi ile Avrasya’da altyapısal ve lojistik hâkimiyet kurmaya başlamıştır.

Washington’da giderek netleşen stratejik yargı şudur…

ABD aynı anda hem Rusya’yla hem Çin’le uzun soluklu büyük güç rekabeti yürütemez.

Bu nedenle ABD’nin tehdit hiyerarşisi yeniden tanımlanmıştır.

• Birincil tehdit: Çin

• İkincil tehdit: Rusya

• Bölgesel tehditler: İran, Kuzey Kore, Orta Doğu

Bu değişim, Ukrayna politikasını da köklü biçimde dönüştürmüştür.

Bu bölüme bir not daha düşmemiz gerekiyor. İngiltere Gizli İstihbarat Servisi (SIS) Başkanı Blaise Metreweli’nin 15 Aralık 2025 tarihli konuşması…

“Çin, bu yüzyılda gerçekleşecek küresel dönüşümün merkezinde yer alacağından, MI6 olarak bizlerin, hükümetin Çin’in yükselişini ve bunun İngiltere ulusal güvenliği üzerindeki etkilerini anlamasını sağlamaya devam etmemiz şarttır.”

3. Çin tehdidinin asıl boyutu: Küresel finansal mimari

Çin’in yükselişi yalnızca askerî veya ticari değildir; küresel finans düzenine yöneliktir. ABD hegemonyasının temel dayanağı, dolar merkezli finansal mimaridir.

Çin ise;

• Dijital yuan,

• Enerji ticaretinde dolar dışı ödeme mekanizmaları,

• İkili ticaret anlaşmaları,

• Alternatif finans ve kredi ağları üzerinden bu yapıyı aşındırmaktadır.

Rusya’nın SWIFT sisteminden dışlanması, Çin için alternatif finans sistemlerinin test alanına dönüşmüştür.

Rusya’nın tamamen Çin finansal ekosistemine bağımlı hale gelmesi, ABD açısından askerî değil sistemik bir kırılma riski anlamına gelir.

Bu nedenle Washington’un Rusya ile kontrollü yumuşama arayışı, yalnızca Ukrayna savaşını yönetmek değil; Çin merkezli alternatif küresel düzeni geciktirmek amacını da taşımaktadır.

4. ABD’nin askerî paradigması ve Ukrayna

ABD savaşları yalnızca sahada değil; teknoloji, üretim ve tedarik zincirleriyle kazanma anlayışını tarihsel olarak kurumsallaştırmıştır.

Pentagon’un öncelikleri artık:

• Yapay zekâ,

• Uzay teknolojileri,

• Yarı iletken üretimi,

• Siber kapasite,

• İHA ve drone ekosistemleri,

• Küresel lojistik ağlardır.

Bu bağlamda ABD’nin Ukrayna’dan kısmen geri çekilmesi bir zayıflık değil; Çin ile uzun vadeli rekabet için güç konsolidasyonudur.

5. ABD’nin Rusya ile kontrollü yumuşama arayışı

Washington’da öne çıkan üç değerlendirme dikkat çekicidir:

1. Rusya’nın tamamen çökmesi Çin’i güçlendirir.

2. Rusya’nın Çin’e tam bağımlılığı ABD için uzun vadeli tehdittir.

3. Moskova ile bağların kopması Pekin-Moskova eksenini kalıcılaştırır.

Bu nedenle ABD;

• Ukrayna’nın maksimum toprak hedefinden uzaklaşmış,

• Askerî desteği sınırlamış,

• Diplomatik kanalları açmış,

• Rusya’nın “yüzünü kurtarabileceği” bir ateşkes ihtimalini gündeme almıştır.

Bu yaklaşım, 1972 Çin yumuşamasının tersine çevrilmiş versiyonudur.

6. Avrupa neyi amaçlıyor?

ABD için birincil tehdit Çin iken, Avrupa için hâlâ Rusya’dır. Polonya, Baltık ülkeleri ve Almanya açısından Rusya sistemik bir güvenlik tehdididir.

ABD’nin hesabı küresel, Avrupa’nınki ise bölgeseldir.

Avrupa Birliği aynı zamanda Çin’e olan teknoloji ve tedarik bağımlılığını azaltmak istemektedir. AB’nin “ne ABD’li ne Çinli teknoloji vasalı olmak istemiyoruz” çıkışı, klasik dış politikadan ziyade teknolojik egemenlik ve stratejik özerklik arayışıdır.

7. Orta güçler ve yeni denge alanı

Yenidünya düzeni yalnızca büyük güçler arasında şekillenmemektedir.

Türkiye, Hindistan, Brezilya, Suudi Arabistan ve Endonezya gibi ülkeler; tek bir blokta hizalanmak yerine denge üretici aktörler olarak öne çıkmaktadır.

Bu ülkeler için tercih ikilemi değil, çoklu angajman dönemi başlamıştır

. Türkiye bu grubun en kritik üyelerinden biridir.

8. Çin’in Kaygısı ve Küresel Güney

Rusya, Çin için;

• ABD hegemonyasına karşı siyasal uyum,

• Enerji güvenliği,

• Kara koridorları açısından stratejik ortaktır.

ABD-Rusya yakınlaşması Çin’i Avrasya’da yalnızlaştırabilir, Tayvan konusunda ABD’nin elini güçlendirebilir ve Kuşak-Yol projelerini zayıflatabilir.

Ancak Çin’in önemli bir avantajı vardır: Küresel Güney.

Afrika, Latin Amerika ve Asya’nın büyük bölümü Batı yaptırımlarına katılmamış, Rusya ve Çin ile ilişkilerini sürdürmüştür. Bu durum Batı merkezli düzenin meşruiyet krizini ortaya koymaktadır.

9. Türkiye’nin stratejik konumu

Türkiye için bu tablo hem fırsatlar hem riskler barındırmaktadır.

Fırsatlar:

• Rusya-Batı arasında arabuluculuk,

• Karadeniz güvenlik mimarisinde merkez ülke olma,

• Enerji ve lojistik koridorlarının düğüm noktası olma.

Riskler:

• ABD-Rusya pazarlıklarında dışlanma,

• Rusya-Çin dengesinin Türkiye üzerinde baskı yaratması,

• Avrupa’nın beklentilerinin artması.

10. Türkiye ne yapmalı?

– Küresel perspektifli politika çerçevesi Türkiye kendisini cephe ülkesi değil, denge ülkesi olarak konumlandırmalıdır.

ABD ile ilişki pazarlıkçı stratejik ortaklık temelinde yürütülmeli; NATO üyeliği otomatik angajman değil stratejik kaldıraç olarak görülmelidir.

Rusya ile işbirliği sürdürülmeli ancak enerji ve finansal bağımlılığa izin verilmemelidir. Çin ile ilişkiler seçici, ekonomik ve lojistik eksenli tutulmalı; teknolojik egemenlik korunmalıdır.

Avrupa ile güvenlik merkezli değil, teknoloji ve üretim ortaklığına dayalı yeni bir ilişki inşa edilmelidir.

Tüm bunların ön koşulu ise kurumsal kapasitenin güçlendirilmesidir.

İçeride zayıf olan bir devlet, dışarıda denge kuramaz.

11. Sonuç: Kırılgan barış, yeni denge

ABD’nin Soğuk Savaş’ta Çin’e uyguladığı yumuşama stratejisi bugün Çin’e karşı Rusya ile yeniden sahneye çıkmaktadır. Bu dönüşüm; Ukrayna savaşını, transatlantik ilişkileri, Rusya-Çin ortaklığını ve Avrasya güvenlik mimarisini derinden etkilemektedir.

Türkiye doğru stratejiyle bu süreçte yalnızca etkilenen değil, denge kuran ve yön veren bir aktör olabilir. Bu, Türkiye için nadir bir tarihsel fırsat penceresidir.

https://t24.com.tr/yazarlar/kemal-kilicdaroglu/yenidunya-duzeni-abd-rusya-cin-avrupa-ve-turkiye,52963

Contents
Soğuk Savaş benzetmesi: ABD–Çin–Rusya ekseniKurumsal güç vurgusu öne çıktı

Ayrıca Şunları da Beğenebilirsiniz

Yıldırım Kaya: Suriye’de Alevi Katliamına Sessizlik Suça Ortaklıktır

Kemal Kılıçdaroğlu: “Altı Ok, Cumhuriyetimizin İkinci Yüzyılında da Yol Göstericimiz Olacak”

YSK’dan Kurultay Kararı: İptal Talebi Reddedildi, CHP’de Kurultay Planı Netleşti!

PKK Yöneticisinden AFP’ye Açıklama: “Öcalan Özgür Olmadan Yeni Adım Yok”

Bahçeli’den İmralı resti: Kimse ziyarete yanaşmazsa İmralı’ya giderim

ETİKETLENDİ:ABDÇinkemal kılıçdaroğlurusya
Bu Yazıyı Paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp
Bir Yorum Bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HABERLER

İran’daki Protestolar Yeni Bir Eşiğe Mi Girdi? Ekonomik Tepkiden Sistemsel Krize

Sahi Gündem
Sahi Gündem
16/01/2026
Devrimden Reformizme: Sosyal Demokrasinin Küresel Serüveni ve Türkiye’de CHP Deneyimi
2025: İş Cinayetlerinin Yılı — Günde En Az 6 İşçi Hayatını Kaybetti
Fransa’da Parlamento Güçlü Yürütme Karşısında Nasıl Konumlanıyor?
Hay’at Tahrir el-Şam’ın Evrimi ve Suriye’nin Geleceği 
Önceki Sonraki

BİZİ TAKİP EDİN

FacebookBeğeni
XTakip
InstagramTakip
YoutubeAbone

YAZARLAR

Mehmet Bekaroğlu
Yıldırım Kaya
Mehtap Yücel
Zeki Kılıçaslan
Yıldırım Öztürk

Kategoriler

  • Yazarlar
  • Haber
  • Siyaset
  • Emek/Sendika
  • Dünya
  • Ekonomi

SAHİ

2025 © Her Hakkı Mahfuzdur.

Bize Yazın

Herhangi bir konu hakkında bize yazabilirsiniz.

bilgi@sahigundem.com

© Sahi Gündem. Tüm Hakları Saklıdır.
Tekrar Hoşgeldin!

Hesabınıza giriş yapın

Kullanıcı Adı veya E-posta
Şifre

Şifreni mi unuttun?