Politik Araştırmalar Merkezi’nin analizine göre İsrail, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin artan etkisine karşı psikolojik ve diplomatik bir caydırıcılık stratejisi yürütüyor. Shay Gal’in “İsrail Kıbrıs’ta güç kullanabilir” çıkışı, bölgedeki yeni güç dengelerinin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Politik Araştırmalar Merkezi’nin yayımladığı son rapor, İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii (IAI) eski yöneticisi Shay Gal’in 11 Ekim 2025’te Kıbrıs merkezli Yeni Görüş Gazetesi’ne verdiği röportajı mercek altına aldı.
Gal’in “İsrail Kıbrıs’ta güç kullanabilir” ve “Bu deniz bizim” şeklindeki ifadeleri, sadece askeri bir tehdit değil; bilgi savaşı, algı yönetimi ve psikolojik operasyon unsurları içeren çok katmanlı bir stratejik mesaj olarak nitelendirildi.
“Güç Kullanımı Söylemi” Psikolojik Operasyonun Parçası
Rapor, Gal’in açıklamalarını klasik bir psikolojik operasyon taktiği olarak yorumluyor. Bu tür beyanların amacının, kamuoyunda tehdit algısı yaratmak, bölgesel müttefiklere güven tazelemek ve hedef ülke olan Türkiye’nin diplomatik refleksini test etmek olduğu belirtiliyor.
Raporda, İsrail–Yunanistan–Güney Kıbrıs üçlüsünün Avrupa Birliği ve NATO desteğiyle Doğu Akdeniz’de bir “ön hat savunma hattı” kurduğu, bu yapının Türkiye’yi dışlayan bir güvenlik mimarisine dönüştüğü vurgulanıyor.
Türkiye’nin Cevabı: Bilgi Üstünlüğü ve Stratejik Sabır
Politik Araştırmalar Merkezi’nin değerlendirmesine göre, İsrail’in “güç kullanımı” söylemi, Türkiye açısından uluslararası hukukta açık tehdit beyanı olarak değerlendirilebilir. Ancak Ankara’nın en güçlü yanıtının “bilgi üstünlüğü, diplomatik sakinlik ve stratejik sabır” ekseninde şekillenmesi gerektiği ifade ediliyor.
Rapor, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasını yalnızca askeri güçle değil; diplomatik meşruiyet ve bölgesel diyalog üzerinden yürütmesinin önemine dikkat çekiyor. Özellikle Ankara–Tel Aviv hattında enerji diplomasisini merkeze alan doğrudan temasların yeniden tesis edilmesi öneriliyor.
KKTC Seçimleri Yeni Dönemin Göstergesi
Analizde ayrıca, 19 Ekim’de gerçekleştirilecek KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz stratejisi açısından belirleyici bir dönemeç olacağı kaydediliyor.
UBP lideri Ersin Tatar’ın iki devletli çözüm vizyonu, Ankara’nın bölgesel politikalarıyla uyumlu görülürken; CTP lideri Tufan Erhürman’ın federasyon temelli yaklaşımı alternatif bir çizgi olarak değerlendiriliyor.
Hukuka Dayalı, Çok Katmanlı Strateji
Raporun sonuç bölümünde, İsrail’in söylem ve eylemlerinin artık sadece askeri düzlemde değil; bilişsel, ekonomik ve psikolojik alanlarda da rekabet yarattığı vurgulanıyor.
Türkiye’nin bu tabloya “duygusal tepkilerden uzak, diplomasi, savunma ve ekonomi unsurlarını kapsayan bütüncül bir stratejiyle” yaklaşması gerektiği ifade ediliyor.
Sonuç olarak, Doğu Akdeniz’de kalıcı barışın, güç mücadelesiyle değil; hukuka, karşılıklı saygıya ve iş birliğine dayalı bir düzenin inşasıyla mümkün olacağı vurgulanıyor.





