Bu siteyi kullanarak Gizlilik Sözleşmesi ve Bilgi Güvenliği Politikası'nı onaylamış olursunuz.
Kabul Et
Sahi GündemSahi GündemSahi Gündem
Bildiri
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Okuma: İslam Özkan yazdı – Ateşkes Sonrası İran-ABD İlişkileri: İsrail Saldırısının Meşruiyeti ve Nükleer Müzakerelerin Geleceği
Paylaş
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
Sahi GündemSahi Gündem
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Ara
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Mevcut bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi Takip Edin
Önerilen Yazılar ve Yazarlar

İslam Özkan yazdı – Ateşkes Sonrası İran-ABD İlişkileri: İsrail Saldırısının Meşruiyeti ve Nükleer Müzakerelerin Geleceği

Sahi Gündem
Son güncelleme: 28/06/2025 13:33
Sahi Gündem
Yayımlandı 28/06/2025
Paylaş
Paylaş

Alman Şansölyesi Merz’in “kirli işlerimizi yaptırıyoruz” dediği İsrail’in geçtiğimiz hafta İran’ın farklı sivil/askeri noktalarına yönelik saldırılarına ABD’nin de katılmasıyla birlikte Ortadoğu topyekûn bir çatışmanın eşiğine gelmişti. Çatışmanın tam da boyutlanarak yeni ve daha büyük bir aşamaya geçmesi beklenirken ABD Başkanı Donald Trump’ın, hızlı bir manevrayla topu göğsünde yumuşatması, beklenmedik bir şekilde başlayan savaşın beklenmedik bir şekilde sona ermesini sağladı. Hemen ardından Trump’ın ağzından “garantili barış” ve “kalıcı ateşkes” gibi sözler döküldü. Hâlbuki ABD Başkanı, iki gün öncesine kadar İran’ın teslim alınmasından ve ona boyun eğdirilmesinden bahsediyordu.

Uluslararası hukukun kendisi açısından en küçük bir kıymete sahip olmadığını bildiğimiz Trump’ın saldırı odaklı stratejisi, sistemdeki bütün aksaklıklara rağmen az çok oluşmuş uluslararası teamüllerin dibine kibrit suyu döktü. Nitekim Bush da Irak savaşında benzeri bir tutum sergilemiş, uluslararası hukuku hiçe sayarak Irak’a saldırmıştı.

“Just War Theory” (Adil Savaş Teorisi) çerçevesinde Michael Walzer, önleyici saldırıların orantılılık ve gereklilik ilkelerine uymadığını belirtir ve bir tehdidin “yeterince açık ve ciddi” olması gerektiğini, aksi takdirde önleyici eylemlerin ahlaki meşruiyetten yoksun olduğunu dile getirir. Örneğin, bir devletin nükleer programının varlığı, otomatik olarak yakın bir tehdit oluşturmaz.

Bir diğer eleştiri, Immanuel Kant’ın ahlak felsefesine dayanır. Önleyici saldırıların niyetlerin belirsizliğine dayandığını ve bu nedenle ahlaki olarak sorunlu olduğunu öne süren düşünürler, bir devletin başka bir devletin niyetlerini yanlış yorumlama riskinin, önleyici saldırıları etik olarak savunulamaz kıldığını belirtir.

Öte yandan Judith Butler, önleyici saldırı doktrininin savaş ve şiddeti normalleştirerek devletlerarası ilişkilerde güveni yok ettiğini belirtir. Önleyici saldırı doktrini devletlerin sürekli bir tehdit algısı içinde hareket etmesine yol açarak barışçıl çözümleri zorlaştıracağından meseleleri içinden çıkılmaz hale getireceği açıktır.

Önleyici saldırının sonuçları ne olabilir?

Ayrıca önleyici saldırı, çoğu zaman beklenmedik ve kurallara uygun gerçekleşmediği için savaşların genişlemesine ve gerilimin tırmanmasına yol açar. Örneğin, İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırıları, İran’ın misilleme yapmasına ve bölgesel bir savaş riskinin artmasına yol açar.

Bu tür önleyici saldırılar, uluslararası istikrarın zayıflamasına yol açtığı gibi, uluslararası düzeni de stabilize eder, çünkü diğer devletlerin de benzer gerekçelerle önleyici eylemlere girişeceği neredeyse kesindir, bu da “güvensizlik sarmalı”na yol açar. Ayrıca önleyici saldırı doktrini, güçlü devletler tarafından zayıf devletlere karşı bir baskı aracı olarak kullanılır. ABD’nin Irak’a müdahalesi veya İsrail’in İran’a saldırıları gibi örnekler, bu doktrinin siyasi çıkarlar için kötüye kullanılabileceğini gösterir.

Elbette farklı görüşte olan uzmanlar var ama İsrailli uzmanlar hariç, uluslararası hukuk uzmanlarının önemli bir bölümü İsrail’in İran’a saldırısının hiçbir hukuki zemini bulunmadığında hemfikir. . Örnek vermek gerekirse:

BM Şartı Madde 2 (4): Devletlerin başka bir devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanması yasaktır. İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine saldırısı, bu ilkeye aykırı olarak değerlendirilebilir, çünkü İran’ın egemen bir devlet olarak topraklarına yapılan bir saldırı uluslararası hukukun ihlali sayılır.

BM Şartı Madde 51: Meşru müdafaa hakkı, bir devletin silahlı bir saldırıya uğraması durumunda tanınır. İsrail, İran’ın nükleer programını “varoluşsal bir tehdit” olarak gördüğünü ve bu nedenle meşru müdafaa hakkını kullandığını iddia ediyor. Ancak, meşru müdafaa için “yakın, acil ve kaçınılmaz bir tehdit” gerektiği belirtilir.

Öte yandan İsrail, diğer hedeflerin yanı sıra İsrail İran’ın nükleer tesislerine saldırdı. Uzmanlar bu saldırı, uluslararası insancıl hukuk açısından ciddi riskler taşıdığında hemfikir. Uzmanlar, 1977 Cenevre Sözleşmeleri Ek Protokol I, sivillerin ve çevreye zarar verebilecek tesislerin hedef alınmasını yasakladığını belirtiyor. İran’ın Natanz, Fordo ve İsfahan gibi nükleer tesislerine yapılan saldırılar, uranyum hekzaflorür (UF6) gibi radyoaktif maddelerin sızma riskini artırabilir, bu da çevre ve sivil halk için tehlike oluşturmakta. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) bu tür saldırılarla ilgili duyduğu endişeleri son açıklamasında dile getirdi.

Ateşkes sonrası İran-ABD ilişkileri

ABD’nin gerek bizzat saldırarak gerekse İsrail saldırılarına yeşil ışık yakarak ortaya koyduğu tutum, son derece sorumsuz ve lalettayin. Nükleer bir tesise füzelerle saldırmanın çevrede yaratacağı tahribatı, meydana gelecek sızıntının yaratacağı insan ölümleri, gelecek nesillerdeki sakat doğumlar zerre kadar umurunda değil. Tam da böyle olduğu için ABD, asla küresel liderliği hak etmiyor. Sorumluluğun en büyüğü Trump gibi dengesiz ve cahil birini başkan olarak seçen ABD halkında elbette…

Yazının devamı için; https://medyascope.tv/2025/06/28/ateskes-sonrasi-iran-abd-iliskileri-ne-durumda/

Ayrıca Şunları da Beğenebilirsiniz

Pakistan ile Hindistan Arasındaki Gerilim Artarken, Türkiye Pakistan’a Askeri Malzeme Gönderdi! 

TÜRKİYE’DE GELİRİN VE SABRIN VERGİLENDİRİLMESİ

İsrail, Ateşkesini Bozarak Gazze’ye Saldırı Başlattı: Ölenlerin sayısı 300’ü aştı!

DÜNYA SAVAŞ KRİZ VE KOLTUK

Avrupa’da Grev Dalgası Yükseliyor: Sağ Hükümetlerin Bütçe ve İş Yasalarına Tepki

ETİKETLENDİ:ateşkesdünyairanisrail
Bu Yazıyı Paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp
Bir Yorum Bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HABERLER

Barış Vakfı’ndan Kritik Uyarı: Türkiye ve Suriye’de Süreç Yeni Bir Yol Ayrımında

Sahi Gündem
Sahi Gündem
29/01/2026
Milyarderlerin Gücüne Karşı Özgürlüğü Korumak!
Suriye–SDG/YPG Mutabakatı: Sahadaki Çözülmeden Bölgesel Stratejik Uyuma
İran’daki Protestolar Yeni Bir Eşiğe Mi Girdi? Ekonomik Tepkiden Sistemsel Krize
Devrimden Reformizme: Sosyal Demokrasinin Küresel Serüveni ve Türkiye’de CHP Deneyimi
Önceki Sonraki

BİZİ TAKİP EDİN

FacebookBeğeni
XTakip
InstagramTakip
YoutubeAbone

YAZARLAR

Mehmet Bekaroğlu
Yıldırım Kaya
Mehtap Yücel
Zeki Kılıçaslan
Yıldırım Öztürk

Kategoriler

  • Yazarlar
  • Haber
  • Siyaset
  • Emek/Sendika
  • Dünya
  • Ekonomi

SAHİ

2025 © Her Hakkı Mahfuzdur.

Bize Yazın

Herhangi bir konu hakkında bize yazabilirsiniz.

bilgi@sahigundem.com

© Sahi Gündem. Tüm Hakları Saklıdır.
Tekrar Hoşgeldin!

Hesabınıza giriş yapın

Kullanıcı Adı veya E-posta
Şifre

Şifreni mi unuttun?