Barış Vakfı, Türkiye ve Suriye’de devam eden sürece ilişkin yaptığı kapsamlı açıklamada, son 16 ayda büyük zorluklarla ilerleyen sürecin yeni yılın hemen başında ciddi bir krizle karşı karşıya kaldığını belirterek, mevcut tıkanıklığın aşılması için yeni bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Açıklamada, Suriye’de yaşanan gelişmelerin Türkiye’deki süreci de doğrudan etkilediğine dikkat çekilirken, hem uluslararası deneyimlerin hem de Türkiye’nin kendi çatışma çözümü tecrübelerinin bu krizi aşabilecek bir birikime sahip olduğu ifade edildi.
“Tarihsel Fırsat Elden Kaymamalı”
Barış Vakfı, altı ay önce silahlı çatışmanın hukuk ve siyaset zeminine taşınması açısından önemli bir fırsat yakalandığını hatırlatarak, bu fırsatın sessizlik ve duyarsızlık nedeniyle kaybedilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Suriye ve Türkiye’de yaşananlara ilişkin farklı kaynaklardan gelen bilgiler, mağdurların ve Kürt toplumunun iddiaları ile ulusal ve uluslararası insan hakları örgütlerinin açıklamalarının, toplumun geniş kesimlerinde derin kaygı yarattığına işaret edildi.
Kuşatma ve Zorla Yerinden Etme İddiaları
Açıklamada, Suriye Ordusu ile SDG arasında yoğunlaşan çatışmaların Halep’te iki mahallede Kürt nüfusun zorla yerinden edilmesine yol açtığı belirtildi. Haseke ve Kobani’nin (Ayn el-Arab) kuşatma altında olmasının ise ciddi bir insani krize neden olduğu vurgulandı.
Barış Vakfı, bu gelişmelerin Suriye’de Kürt kimliğinin ve haklarının tanınması yönünde atılan ilk adım olarak değerlendirilen Cumhurbaşkanı kararnamesini de gölgelediğini ifade etti.
“Ağır İnsan Hakları İhlalleri Söz Konusu”
Kuşatma altındaki bölgelerde işkence, saldırı ve katliam iddialarının yanı sıra gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sorunlar yaşandığı; insani yardımın bölgeye girişinin engellendiğine dair haberlerin kamuoyuna yansıdığı hatırlatıldı.
Barış Vakfı, bu durumun uluslararası insan hakları hukuku ve insancıl hukuk açısından ağır ihlaller içerdiğini belirterek, sivillerin temel ihtiyaçlarının karşılanması için acil ve etkili adımlar atılması ve Suriye Ordusu’nun kuşatmayı derhal kaldırması çağrısında bulundu.
Tüm Taraflara Diyalog Çağrısı
Açıklamada, çatışmanın tüm tarafları ile sürece etki eden bölgesel aktörler; can kayıplarını önlemeye, şiddeti tırmandıracak adımlardan kaçınmaya ve sorunları diyalog ile müzakere temelinde çözmeye davet edildi.
Barış Vakfı, özellikle Türkiye’de medya, siyaset ve sivil toplum alanında giderek yaygınlaşan ötekileştirici ve sert söylemlerin, zaten kırılgan olan süreci daha da tıkadığını vurguladı. Bu dilin toplumsal kopuş ve derin yarılmaların eşiğine gelinmesine yol açtığı ifade edildi.
“Sorumluluk Özellikle Siyaset ve Medyada”
Vakfa göre, eşit ve özgür bir arada yaşamı zedeleyen bu söylemler kimseye kazanç sağlamıyor. Sürecin ancak toplumun tüm kesimlerinin değer ve onurunun birlikte korunmasıyla aşılabileceği vurgulanırken, diyalog ve müzakere zeminlerini güçlendirmenin başta siyaset ve medya olmak üzere herkesin sorumluluğu olduğu belirtildi.
“Başka Yol Yok”
Barış Vakfı, Suriye’de ateşkesin sık sık ihlal edildiğini, buna karşın anlaşmanın bazı başlıklarına ilişkin müzakerelerin sürdüğünü hatırlatarak, Türkiye ve Suriye’de kalıcı çözümün tek yolunun diyalog ve müzakerenin kurumsallaştırılması olduğunu ifade etti.
Açıklama, tüm taraflara acil olarak barışa ve sorunların görüşmeler yoluyla çözümüne dönme çağrısıyla sona erdi.
Açıklamanın tamamı için;





