Dün reddedilen öneri, bugün CHP’nin en doğru siyasal hamlesidirSiyasette kimi öneriler, söylendiği gün tartışılır; kimi öneriler ise zaman geçtikçe haklılığını ortaya koyar.
Ara seçim formülü tam da böyle bir öneridir. Ben bu öneriyi ilk kez 3 Ekim 2024 tarihinde, kamuoyuna yaptığım yazılı açıklamayla açık biçimde gündeme taşıdım.O gün Türkiye’de yalnızca bir yargı tartışması yaşanmıyordu. Mesele, hukukun siyasetin baskısı altına alınması, demokrasinin daraltılması ve halk iradesinin kuşatılmasıydı.
Özellikle Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen siyasi yasak tartışmaları karşısında şunu söyledim:CHP ara seçimi zorlamalıdır.O günkü tabloya göre Meclis’te boş bulunan sandalye sayısıyla birlikte 23 milletvekilinin istifası, anayasal olarak 30 sandalyenin boşalması anlamına geliyordu.Bu durumda Anayasa’nın 78. maddesi gereği, 90 gün içinde ara seçim yapılması anayasal zorunluluktu.
Yani bu yalnızca siyasi bir çağrı değil, aynı zamanda anayasal dayanağı olan somut bir mücadele yöntemiydi.Bugün gelinen noktada tablo değişmiştir.Şu anda 22 milletvekilinin istifası yeterlidir.Çünkü Meclis’teki mevcut boş sandalye sayısı dikkate alındığında anayasal eşik artık bu sayı ile aşılmaktadır.
Demek ki dün söylediğimiz yalnızca bir siyasi öngörü değil, bugün hayata geçirilmesi gereken somut bir siyasal görevdir.Bugün bazı çevreler hâlâ meseleyi teknik tartışmalar içine hapsetmeye çalışıyor.“İstifalar Meclis’te onaylanmazsa ne olacak?” diye soruyorlar.
Bu tartışma özü itibarıyla anlamsızdır. Çünkü mesele yalnızca Meclis aritmetiği değildir.Mesele, siyasi hamlenin toplumsal karşılığıdır.Biz bu hamleyi yaparız. 22 milletvekilimiz istifasını verir. Eğer iktidar çoğunluğu bu istifaları Meclis’te onaylamayarak halk iradesinden kaçmaya kalkarsa, işte o zaman asıl siyasi sıkışma başlar.O zaman meydanlar iktidara dar olur.O zaman Türkiye’nin her meydanında halka şunu sorarız:“Halktan korkan kim?”Seçimden, sandıktan, milletin önüne çıkmaktan çekinen bir iktidarın bunu topluma anlatabilmesi mümkün değildir.
Pratikte Meclis çoğunluğu ile bazı teknik manevralar yapılabilir. Ama siyasette her hamlenin bir toplumsal maliyeti vardır.İktidar, ara seçimden kaçmak için milletvekili istifalarını reddederse, bunun siyasi bedelini halkın önünde ödemek zorunda kalır.İşte bu nedenle mesele yalnızca anayasal zorunluluk değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi kuşatma stratejisidir.Bugüne kadar yapılan mitingler önemliydi. Tabanı diri tuttu, dayanışmayı büyüttü.
Ancak kabul etmek gerekir ki yalnızca mitinglerle iktidarı geri adım attırmak mümkün olmadı.Yeni mücadele yöntemlerine ihtiyaç vardır.Ara seçim bunun en güçlü araçlarından biridir.Bu, aynı zamanda erken seçimin provasıdır.Ayrıca daha önce Aydın ve İstanbul için önerdiğim, belediye meclis üyelerinin asıl ve yedekleriyle birlikte istifası üzerinden yerel seçimi zorlayacak formül de bugün yeniden değerlendirilmelidir.
Siyaset bazen sadece tepki değil, hamle işidir.Ve hamle zamanında yapılmalıdır.31 Mart yerel seçimlerinden sonra Türkiye’nin açık ara birinci partisi olan CHP’nin en önemli hatası, bu üstünlüğü siyasal baskı aracına dönüştürmek yerine “normalleşme” çizgisine yönelmesiydi.Oysa demir tavında dövülmeliydi.Bugün gelinen noktada, iki yıl önce yaptığım çağrının yeniden gündeme gelmesi memnuniyet vericidir. Geç de olsa doğru olan budur.
Ama tarih şunu da yazacaktır:Zamanında kulak tıkanan öneri, bugün partinin önündeki en doğru mücadele hattı olarak yeniden masadadır.





