Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, engellemeler dolayısıyle CHP Genel Merkezinde binlerce coşkulu partiliyle buluşan Kılıçdaroğlu, salondan yükselen “Halkın umudu Kılıçdaroğlu”, “Değişim seninle durmayacak” ve “Dik dur eğilme, gençlik seninle” sloganları eşliğinde kürsüye çıktı.
Konuşmasının tamamında net ve kararlı mesajlar veren Kılıçdaroğlu, partiyi içindeki ve dışındaki tüm kirli odaklardan temizleyeceğinin, devlete yeniden ahlaki bir rota çizeceğinin sözünü verdi.
“Cumhuriyet Halk Partisi Sıradan Bir Parti Değildir!”
Konuşmasına halkın sevgi gösterilerine teşekkür ederek başlayan Kılıçdaroğlu, “Hepimiz halkın umuduyuz ve bu umudu büyütmek, beraber mücadele etmek zorundayız” dedi. CHP’nin köklerine ve tarihsel misyonuna sahip çıkan deneyimli lider, şu ifadeleri kullandı:
“Bu parti Mustafa Kemal’in, İsmet İnönü’nün, Bülent Ecevitlerin partisidir. Savaş meydanlarında kurulmuştur. Tarih boyunca bu partiye komünist, faşist, dinsiz dediler ama en aykırı olan bile CHP’nin ahlaki değerlerini sorgulamaya cesaret edemedi. CHP sıradan bir parti değil, devlet kuran, devlete yön ve istikamet çizen partidir.”
Parti İçi Temizlik Sözü: “Pavyon Köşelerinde Kurultay Pazarlığı Yapanlara Güle Güle!”
Kılıçdaroğlu, parti içindeki bazı yapıların yarattığı ahlaki aşınmaya sert tepki göstererek çok konuşulacak bir “arınma” hareketi başlattığını duyurdu. CHP tarihinde asla kurultay pazarlıklarının pavyonlarda yapılmadığını vurgulayan lider, ön yargılı olmadan ama tavizsiz bir temizlik yapacağını ilan etti:
“Arınacağız, kirlilikten arınacağız! ‘Ben sana para vereyim, sen bana oy ver’ düzenini bu parti kabul etmez. İradesini parayla satanlar bu partide yer alamazlar! Mutlak butlan davasını bu partinin başına bela edenlerden, ahlaki üstünlüğümüze darbe vuranlardan, pavyon köşelerinde para alanlardan hesap sormazsam namerdim! Hepsine güle güle diyeceğiz.”
“Sarayla Müzakere Edilmez, Mücadele Edilir!”
Kendisine “Sarayın adamı” iftirasını atanların maskesini düşüren Kılıçdaroğlu, muhalefet adı altında sarayla hizalananları eleştirdi. Abdullah Gül’ün kendisini ziyaretinde bile parti binasına fors asmadıklarını belirterek, CHP Genel Merkezi önüne Erdoğan’ın forsunun asılmasını sert dille eleştirdi:
“Bana ‘Sarayın adamı’ diyenler; siz sarayı ne zaman eleştirdiniz? Erdoğan Meclis’e geldiğinde Kılıçdaroğlu mu ayağa kalkıp hizalandı? Biz ‘müzakere’ değil, ‘mücadele’ ediyoruz. Londra’da oturup Türkiye’ye gelmeye cesaret edemeyen, parayla satılan televizyon kanallarının ve trollerin algılarına gençlerin gelmemesini, akıllarını kullanarak sorgulamalarını istiyorum.”
Küresel Vizyon: “Osmanlı Coğrafyasında ve Türk Cumhuriyetlerinde Türkiye Olmalı”
Kılıçdaroğlu, sadece iç siyasetle sınırlı kalmayarak Türkiye’nin küresel dünyadaki konumuna dair muazzam bir vizyon ortaya koydu. Dünya dengelerinin değiştiğini, Çin, ABD, İngiltere ve Ortadoğu politikalarının yeniden şekillendiğini belirten Kılıçdaroğlu, CHP’nin devletin çıkarlarını savunmak zorunda olduğunu vurguladı:
“Hürmüz Boğazı’nın ne kadar değerli olduğunu biliyoruz. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Türk Cumhuriyetlerinde de, Osmanlı coğrafyasında da, Akdeniz coğrafyasında da Türkiye olmalı ve kendi kişiliğini korumalıdır. Bizim dışımızda emperyalizme karşı duran, tüm mazlum milletlere örnek olan başka bir parti yoktur. Hiçbir CHP’li yurt dışına gidip ‘Bizi yalnız bırakıyorsunuz, bize yardım edin’ diye emperyalistlerden medet umamaz.”
“Kürt Sorununun Çözüm Yeri Parlamentodur”
Türkiye’nin en köklü sorunlarına akılcı çözümler üreten tek partinin CHP olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, Kürt sorununun çözümüne dair tarihi bir hatırlatmada bulundu:
“Kürt sorununun parlamentoda çözülmesi gerektiğini söyleyen ilk parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Arşivinde onlarca raporu olan partiyiz. Biz bunu söylediğimizde karşı çıkanlar, bugün bizim söylediğimiz noktaya geldiler; ‘Parlamentoda bu sorun çözülür’ diyorlar. CHP öngörüsü ve önerisi olan, ülkenin aydınlarıyla birlikte hareket eden bir partidir.”
Ekonomik Yıkım ve Beşli Çetelerle Mücadele
Halkın sırtına yüklenen ekonomik faturaya ve Mehmet Şimşek yönetimine de değinen Kılıçdaroğlu, halkçı ekonomi vurgusu yaptı. “Ay ve güneş herkesin lambasıdır; hava, su herkesindir. Neden ekmek herkesin ekmeği değildir?” özdeyişini hatırlatarak şunları söyledi:
“Vatandaştan vergiyi alıp beşli çetelere ödüyorlar. İngiltere’den getirdiler beyefendiyi (Mehmet Şimşek), güya enflasyonu indirecekti, fakiri koruyacaktı. Ezilen yine fakir fukara, köşeyi dönen yine beşli çeteler. Bu düzeni değiştireceğiz! Devlete çöken mafyayı, tefecileri, faiz ve uyuşturucu baronlarını temizleyeceğiz.”
“Hesap Vermek Onurdur, Koltuk Derdim Yok!”
Konuşmasının sonunda partililere ve tüm Türkiye’ye vicdan rahatlığıyla seslenen Kılıçdaroğlu, dürüstlük ve ahlak manifestosunu şu sözlerle taçlandırdı:
“Rahmetli babam derdi; ‘Oğlum sen doğru dur, eğri belasını bulur’ diye. Bir siyasetçinin hesap sorabilmesi için önce kendisinin hesap verebilir olması lazım. Biz eğilmeden herkesten hesap sorabiliriz çünkü hesabını veremeyeceğimiz karanlık bir noktamız yok. Zaman zaman iyi niyetim istismar edildi ama artık o noktayı kesip atıyoruz. Benim koltuk derdim yok, bir köşede huzurla da yaşayabilirim. Ama tarihin yüklediği bir sorumluluk var. Kurultayı ben toplayacağım; kapalı kapılar ardında pazarlıkların olmadığı, dolarların havada uçuşmadığı, ahlaklı ve erdemli bir kurultay yapacağız. Sizleri asla utandırmayacağım!”





