CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kurban Bayramı’nın dördüncü gününde (30 Mayıs 2026) parti Genel Merkezi’nde düzenlenen Halkla Bayramlaşma Programı’nda partililerle bir araya geldi. Bayramlaşma için toplanan kalabalığın saatler içinde artmasıyla program, alandaki coşkulu sloganlar ve uzun süreli alkışlarla âdeta bir mitinge dönüştü.
Kılıçdaroğlu, kürsüye çıkmadan önce İzmir’den Genel Merkez’e gelen partili kafilesini taşıyan bir otobüsün hafif bir kaza geçirdiğini, ancak ciddi bir sorun olmadığını belirterek yolculara geçmiş olsun dileklerini iletti.
“Mesele kimin genel başkan olacağı değil”
Konuşmasının merkezine partinin içinden geçtiği kurultay tartışmasını alan Kılıçdaroğlu, yaşananları yalnızca bir liderlik yarışına indirgeyenlere karşı çıktı. Tartışmanın özünün, Türkiye’de siyasetin “ahlakla mı, parayla mı, hukukla mı, millet iradesiyle mi” şekilleneceği sorusu olduğunu savundu.
Konuşmasının tonunu en baştan belirleyen Kılıçdaroğlu, açık konuşacağını ancak bunu “öfkeyle değil”, kimseyi aşağılamadan ve hedef göstermeden yapacağını söyledi. CHP geleneğinde intikamın, iftiranın ve kinin yeri olmadığını vurgulayarak partinin önündeki sürecin bir “tasfiye” değil, bir “arınma ve yeniden doğuş” olduğunu ifade etti.
38. Kurultay’a gönderme: “Bir milat”
Kılıçdaroğlu, 2023’teki 38. Kurultay’da yaşanan liderlik değişimini Türkiye siyaseti açısından bir “milat” olarak nitelendirdi. O günden bu yana ortaya atılan iddiaların, yargıya taşınan dosyaların ve kamuoyundaki kuşkuların bir noktaya işaret ettiğini söyledi: Bir partinin iç demokrasisi sakatlanırsa ülkenin demokrasisinin de sakatlanacağı tezini öne sürdü.
Salona ve kameralara seslenen Kılıçdaroğlu, partinin mahkeme salonlarına taşınmasından, delege iradesinin “şaibeli” hâle gelmesinden duyduğu rahatsızlığı sert sorularla dile getirdi; partiyi büyütenlerin emaneti “küçük hesaplarla” ve “kişisel ikbal telaşıyla” zedelediğini ileri sürdü.
“Hesap soracağım, sonra sandığı önünüze getireceğim”
Bundan sonra ne yapacağı yönündeki sorulara doğrudan yanıt veren Kılıçdaroğlu, izleyeceği yol haritasını iki adımda özetledi: Önce hesap soracağını, ardından en kısa sürede kurultay sandığını delegelerin önüne getireceğini söyledi. “Temiz, tertemiz” bir kurultay vaat eden Kılıçdaroğlu, sandıktan kim çıkarsa onun partinin meşru ve hukuki lideri olacağını, “başımızın tacı” olacağını belirtti. Hem usulsüzlüğe hem de “koltuk sevdasına” geçit vermeyeceklerini vurguladı.
Kendi geçmişine de değinen 78 yaşındaki Kılıçdaroğlu, hesap uzmanlığından genel müdürlüğe, milletvekilliğinden genel başkanlığa uzanan kariyeri boyunca “kul hakkı” yemediğini söyledi. Hakkında öne sürülen suçlamalara yanıt vererek başta FETÖ olmak üzere hiçbir terör örgütü veya yurt dışı odaklı yapıyla bağlantısının olmadığını yineledi; kendisine yönelik ithamların sahiplerinin elinde kalacağını öne sürdü.
Partililerden özür: “Hakkınızı helal edin”
Konuşmanın en dikkat çeken bölümlerinden birinde Kılıçdaroğlu, partililerden ve “örgütünden” açık bir dille özür diledi. Başlattığını söylediği siyasi yürüyüşe sızdığını iddia ettiği kişileri zamanında fark edemediği, partiye “rüşvet ve talan” bulaştırdığını söylediği isimleri vaktinde ayıklayamadığı ve delegelerin pazarlık konusu yapılmasına engel olamadığı için sorumluluk üstlendiğini ifade etti. Salona dönerek hakkını helal etmelerini ve kendisini affetmelerini istedi.
“Baba ocağında rüşvet olur mu?”
Kılıçdaroğlu, son iki yılda parti yönetiminin sık sık kullandığını söylediği “baba ocağı” kavramı üzerinden de yönetimi eleştirdi. Uşak Belediyesi’ne ilişkin iddiaları ve kamuoyunda gündeme gelen “market poşetiyle para” tartışmalarını hatırlatarak, “baba ocağında rüşvet olur mu?” sorusunu tekrar tekrar yöneltti. Bu lekenin partiye ve TBMM’ye sürüldüğünü öne sürerek, “bu iddiaların sahipleriyle nasıl yol yürüneceğine” partililerin karar vereceğini söyledi.
“Kapatma olursa yedek parti hazır” yönündeki iddialara da değinen Kılıçdaroğlu, CHP’nin “devlete istikamet çizen” bir parti olduğunu, hiçbir CHP’linin “çift ajandalı” olmadığını vurguladı.
Ekonomi ve “arınma” vurgusu
Parti içi tartışmaların yanı sıra ülke gündemine de değinen Kılıçdaroğlu, “ülkenin mutfağında yangın var” diyerek emeklilerin, işçilerin ve gençlerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Gençlerin geleceğini yurt dışında aradığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “umutsuzluğa kapılmayın” çağrısı yaptı.
Önce CHP’nin, ardından Türkiye’nin “rüşvetçiler ve hırsızlardan” arınacağını savunan Kılıçdaroğlu; emeklilere, kadınlara, kâğıt toplayıcılarına, apartman görevlilerine ve tüm emekçilere “selam” göndererek güçlendirilmiş parlamenter sistem mücadelesini yineledi.
Dış politika ve “kurucu irade” mesajı
Konuşmasının sonlarında dış politikaya da geçen Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin “kurucu iradesinin” CHP olduğunu, bu iradenin ruhunun ise Mustafa Kemal Atatürk olduğunu söyledi. Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Batı Trakya gibi başlıklara değinerek devletin üniter yapısının ve milletin bütünlüğünün partinin “tavizsiz” ilkesi olduğunu belirtti; emperyalizme geçit verilmeyeceğini vurguladı.
Kılıçdaroğlu ayrıca “masum belediye başkanları” için mücadeleye başladıklarını, ancak “kirliliğe bulaşana da göz yummayacaklarını” ifade etti.
Konuşmasını partililere yönelttiği “hak, hukuk, adalet mücadelesinde durmadan yürüyeceğinize söz veriyor musunuz?” sorusuyla noktalayan Kılıçdaroğlu, salonu saygı ve sevgiyle selamladı.





