Bu siteyi kullanarak Gizlilik Sözleşmesi ve Bilgi Güvenliği Politikası'nı onaylamış olursunuz.
Kabul Et
Sahi GündemSahi GündemSahi Gündem
Bildiri
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Okuma: Öcalan’dan Suriye ve SDG mesajı:“10 Mart Mutabakatı Süreci Rahatlatacak ve Hızlandıracaktır”
Paylaş
Yazı Tipi BoyutlandırıcıAa
Sahi GündemSahi Gündem
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Ara
  • Yazarlar
  • Siyaset
  • Emek-Çalışma Hayatı
  • Dünya
  • Ekonomi
Mevcut bir hesabınız var mı? Giriş Yap
Bizi Takip Edin
Siyaset

Öcalan’dan Suriye ve SDG mesajı:“10 Mart Mutabakatı Süreci Rahatlatacak ve Hızlandıracaktır”

DEM Parti, Abdullah Öcalan’ın yeni yıl mesajını kamuoyuyla paylaştı. Mesajda Kürt sorununun demokratik çözümü, Suriye’de SDG–Şam mutabakatı ve Türkiye’ye düşen rol vurgulandı.

Sahi Gündem
Son güncelleme: 30/12/2025 12:51
Sahi Gündem
Yayımlandı 30/12/2025
Paylaş
Paylaş

DEM Parti, kendisini fesheden PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’ın, Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen süreç, Orta Doğu’daki gelişmeler ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) hakkında değerlendirmelerde bulunduğu yeni yıl mesajını kamuoyuyla paylaştı.

Mesajda, Orta Doğu’da süregelen çatışmaların tarihsel arka planına, demokratik çözüm arayışlarına ve bölgesel barışın olanaklarına dikkat çekildi.

“Barış ve Demokratik Toplum Tarihsel Bir Zorunluluktur”

Öcalan mesajında, son yüzyılda Ortadoğu’nun emperyalist müdahaleler ve milliyetçilikler nedeniyle derin çatışmalara sürüklendiğini belirterek, mezhepçilik ve etnik gerilimlerin bu tarihsel sürecin ürünü olduğunu ifade etti.

Barış ve Demokratik Toplum perspektifinin bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Öcalan, bu yaklaşımın yeni çatışmaların önüne geçebilecek bir zemin sunduğunu kaydetti. Önümüzdeki dönemin en temel sorumluluğunun, telafisi mümkün olmayan yeni çatışmaları engellemek olduğunu dile getirdi.

Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm Vurgusu

Mesajda, Orta Doğu’da derinleşen krizlerin, merkeziyetçi ve iktidar odaklı devlet anlayışının sürdürülemezliğini ortaya koyduğu ifade edildi. Kürt meselesinin çözümünün ancak toplumsal barış ve demokratik uzlaşı ile mümkün olabileceği belirtildi.

Sorunun askeri ve güvenlikçi yöntemlerle değil, halkların iradesini esas alan demokratik bir zemin üzerinden ele alınmasının hayati önemde olduğu vurgulandı. Öcalan, kadın özgürlüğünü demokratik toplumun kurucu ilkelerinden biri olarak tanımlayarak, kadın özgürleşmeden kalıcı barışın mümkün olmayacağını ifade etti.

Suriye ve SDG–Şam Mutabakatı

Öcalan, Suriye’de ortaya çıkan tablonun demokratikleşme ihtiyacını açık biçimde yansıttığını belirtti. Yıllarca süren baskıcı ve tekçi yönetim anlayışının, farklı halkların eşitlik ve özgürlük taleplerini güçlendirdiğini ifade etti.

SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakata dikkat çeken Öcalan, bu anlaşmada dile getirilen temel talebin, halkların kendi kendini birlikte yönetebileceği demokratik bir siyasal model olduğunu vurguladı. Bu yaklaşımın, merkezi yapıyla müzakere edilebilir bir demokratik entegrasyon zeminini de içerdiğini belirtti.

Türkiye’ye “Kolaylaştırıcı Rol” Çağrısı

Mesajda, 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanmasının süreci rahatlatacağı ve hızlandıracağı ifade edilirken, Türkiye’nin bu süreçte kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyaloga açık bir rol üstlenmesinin hayati önemde olduğu belirtildi. Bu tutumun hem bölgesel barışa katkı sunacağı hem de Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendireceği vurgulandı.

“Pozitif Devrim” ve Yeni Yıl Mesajı

Öcalan, Ortadoğu’nun modern tarihini “negatif devrimler”, yani savaş, zorbalık ve yıkım tarihi olarak tanımlarken, buna karşılık savunulan yaklaşımın demokratik, barışçıl ve toplumsal yeniden inşayı hedefleyen ‘pozitif devrim’ olduğunu ifade etti.

Barışın bir sonuç değil, yeni bir başlangıç olması gerektiğini belirten Öcalan, demokratikleşme mücadelesinin nefret ve karşıtlıkları aşarak herkes için yeni bir yaşamın kapısını aralayacağını söyledi.

Mesaj, şu temenniyle sona erdi:

“Yeni yılın Türkiye, Orta Doğu ve dünya için barışa, özgürlüğe ve demokratik bir geleceğe kapı aralamasını diliyorum. Kadın özgürlüğüyle güçlenen, halkların barış içinde demokratik değerlerle bütünleştiği bir dönemin kapısının aralanmasını temenni ediyorum.”

Açıklamasının tamamı şu şekilde;

“Yeni bir yıla girerken, geçtiğimiz yüzyıl boyunca emperyalist saldırılar ile iç içe gelişen milliyetçiliğin Ortadoğu’yu nasıl derin çatışmalar, yıkımlar ve toplumsal yarılmalarla karşı karşıya bıraktığını tekrar hatırlamak zorundayız. Bugün bölgede yaşanan mezhepçilik ve etnik milliyetçiliklerin tümü, köklerini bu yakın ve acı dolu tarihten almaktadır. Ne yazık ki hegemonik sistemin ‘böl, yönet ve tahrik et’ stratejisi farklı biçimler altında sürdürülmektedir.

Tam da bu nedenle zorluklara rağmen geliştirdiğimiz Barış ve Demokratik Toplum perspektifi yalnızca bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır. Eğer doğru ve anlaşılır değerlendirilirse bu perspektif yeni çatışmaların önüne geçebilecek, halkların birlikte, eşit ve özgür yaşamını mümkün kılabilecek bir panzehirdir. Önümüzdeki dönemde temel sorumluluğumuz, kısa sürede ortaya çıkabilecek yeni bir çatışmayı engellemek ve telafisi mümkün olmayan sonuçların önüne geçmektir.

Orta Doğu’da derinleşen krizler ve politik çatışmalar, binlerce yıldır süregelen despotik, iktidar odaklı devletçi uygarlık anlayışının tıkanmasının ve sürdürülemezliğinin kaçınılmaz sonucudur. Bu krizlerin merkezinde yer alan Kürt meselesinin çözümü ise, ancak toplumsal barış ve demokratik uzlaşı ile mümkündür. Sorunun çatışma, savaş, askeri ve güvenlikçi yöntemlerle değil; halkların iradesini esas alan demokratik bir zemin üzerinden ele alınması hayati önemdedir. Unutmamak gerekir ki kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşmesi mümkün değildir. Erkek egemen zihniyet çözülmeden savaş kültürü sona ermez, barış kalıcı hale gelemez. Bu nedenle kadın özgürlüğünü, demokratik toplumun kurucu ve vazgeçilmez ilkesi olarak ele alıyorum.

Suriye’de ortaya çıkan kaotik tablo da demokratikleşme ihtiyacının açık bir yansımasıdır. Yıllarca süren tekçi, baskıcı ve kimlikleri inkâr eden yönetim anlayışı; Kürtlerin, Arapların, Alevilerin ve tüm halkların özgürlük ve eşitlik talebini daha da güçlendirmiştir. SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talep, halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir. Bu yaklaşım, merkezi yapıyla müzakere edilebilir demokratik bir entegrasyon zeminini de içinde barındırmaktadır. 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması, süreci rahatlatacak ve hızlandıracaktır. Türkiye’nin bu süreçte kolaylaştırıcı, yapıcı ve diyaloga açık bir rol üstlenmesi hayati önemdedir. Bu hem bölgesel barış açısından hem de kendi iç barışını güçlendirmesi bakımından da kritik bir öneme sahiptir.

Ortadoğu’nun modern tarihi, büyük ölçüde ‘negatif devrimler’ tarihidir. Savaş, zorbalık, inkâr ve yıkım… Buna karşılık önerdiğimiz ise ‘pozitif devrimdir’.  Yani toplumun demokratik, barışçıl ve ahlaki-politik yöntemlerle yeniden inşa edilmesidir. Israrla savunduğumuz barış bir sonuç değil, yeni bir başlangıç olmak durumundadır. Ve barış içerisinde yürütülecek hak, hukuk ve demokratikleşme mücadelesi nefret, karşıtlık ve öfkeyi ortadan kaldıracak ve herkes için yeni bir yaşamın kapısını aralayacaktır. Bu bilinçle, yeni yılı savaşların, yıkımın ve ayrışmanın değil; demokratik uzlaşının, barışın ve halkların ortak geleceğini birlikte inşa etme iradesinin yılı haline getirmeyi diliyorum.

Yeni yılın Türkiye, Orta Doğu ve Dünya’da barışa, özgürlüğe ve demokratik bir geleceğe kapı aralamasını temenni ediyor; başta mücadele eden halklar olmak üzere, tüm dostların yeni yılını kutluyorum. Yeni yılın tüm halklarımıza barış ve onurlu bir yaşam getirmesini diliyor, sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Bu dönem, kadın özgürlüğüyle güçlenen, halkların barış içinde demokratik değerlerle bütünleştiği bir dönem olacak.”

Ayrıca Şunları da Beğenebilirsiniz

Kaya’dan Hakem Heyetine, Memur Sen ve Türkiye Kamu Sen’e Sert Tepki!

Demirtaş İçin Tahliye Sinyali: “Yeni Dönemin Sözcüsü” Olabilir

Netanyahu’dan Erdoğan’a Sert Çıkış: “Burası Bizim Şehrimiz, Erdoğan”

Kemal Kılıçdaroğlu yazdı / Yeni dünya düzeni: ABD – Rusya – Çin – Avrupa ve Türkiye

Beyaz Saray’dan Ukrayna Mesajı: “Trump artık söz değil, eylem istiyor”

ETİKETLENDİ:öcalanPKKSDGsuriye
Bu Yazıyı Paylaşın
Facebook Whatsapp Whatsapp
Bir Yorum Bırak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HABERLER

İran’daki Protestolar Yeni Bir Eşiğe Mi Girdi? Ekonomik Tepkiden Sistemsel Krize

Sahi Gündem
Sahi Gündem
16/01/2026
Devrimden Reformizme: Sosyal Demokrasinin Küresel Serüveni ve Türkiye’de CHP Deneyimi
2025: İş Cinayetlerinin Yılı — Günde En Az 6 İşçi Hayatını Kaybetti
Fransa’da Parlamento Güçlü Yürütme Karşısında Nasıl Konumlanıyor?
Hay’at Tahrir el-Şam’ın Evrimi ve Suriye’nin Geleceği 
Önceki Sonraki

BİZİ TAKİP EDİN

FacebookBeğeni
XTakip
InstagramTakip
YoutubeAbone

YAZARLAR

Mehmet Bekaroğlu
Yıldırım Kaya
Mehtap Yücel
Zeki Kılıçaslan
Yıldırım Öztürk

Kategoriler

  • Yazarlar
  • Haber
  • Siyaset
  • Emek/Sendika
  • Dünya
  • Ekonomi

SAHİ

2025 © Her Hakkı Mahfuzdur.

Bize Yazın

Herhangi bir konu hakkında bize yazabilirsiniz.

bilgi@sahigundem.com

© Sahi Gündem. Tüm Hakları Saklıdır.
Tekrar Hoşgeldin!

Hesabınıza giriş yapın

Kullanıcı Adı veya E-posta
Şifre

Şifreni mi unuttun?