CHP’nin İmralı’ya gitmesi planlanan heyete katılmama kararına Parti Meclisi’nden itiraz geldi.
CHP Parti Meclisi Üyesi Dr. Ali Haydar Fırat sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, kararın partinin yetkili organlarına danışılmadan alındığını belirterek genel merkeze eleştiriler yöneltti.
Fırat, açıklamasında hem süreç izleme komisyonu hem de Kürt meselesine ilişkin partinin tarihsel tutumuna dikkat çekti.
“Karar, PM ve Meclis Grubuna Sorulmadan Alındı”
Fırat, kararın Genel Başkan ve yakın çevresi tarafından alındığını öne sürerek şu ifadeleri kullandı:
“Partinin bütün yetkili karar alma organlarının hiç hükmünde sayılıp, Parti Meclisi’nin değerlendirmeleri alınmadan kararlar alınması, partimizin tarihi, temel değerleri, demokratik kültürü ve tüzüğüyle bağdaşmamaktadır.”
“PM toplansaydı düşüncelerimizi ifade edecektik”
Kararın kurullarda tartışılmadığını vurgulayan Fırat, şu eleştiriyi yöneltti:
“Eğer Parti Meclisimiz toplanmış olsaydı, birçok arkadaşımız gibi ben de düşüncelerimi ifade etme şansı bulacaktım.”
“Kürt Meselesinin Çözümünde TBMM Tavrı Yok Sayıldı”
Fırat, CHP’nin yıllardır savunduğu “Kürt meselesinin çözüm yeri TBMM’dir” ilkesini hatırlatarak, İmralı ziyaretinin çözüm süreçlerinde göz ardı edilemeyecek bir uğrak olduğunu belirtti:
“Bir sorun varsa ancak muhataplarıyla çözülür. Maalesef parti yönetimimiz tarihsel bir hataya düşmüştür.”
“Barış Sözü Askıya Alındı”
Fırat, kararın toplumsal barış açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını savundu:
“Türk ve Kürt vatandaşlarımıza verdiğimiz barış ve demokrasi sözü askıya alınmıştır. Uzun yıllar sonra kurulan dayanışma bağı görmezden gelinmiş, yeniden başa sarılmıştır.”
“Cesur ve Kurucu Geleneğe Aykırı”
Açıklamada Atatürk’ten İsmet İnönü’ye, Ecevit ve Kılıçdaroğlu’na uzanan CHP geleneğinin “cesaret” üzerine kurulu olduğu vurgulandı. Fırat, CHP’nin bugün aynı cesareti göstermediğini söyledi:
“Cumhuriyetin kurucu partisi öncü ve cesur olmak zorundadır. Bugün bu tavır ortaya konulamamıştır.”
“Kürt Meselesinde Yer Almayan İktidar Olamaz”
Fırat son olarak, Kürt sorunu çözümünde CHP’nin rol almasının iktidar stratejisi açısından zorunlu olduğunu dile getirdi:
“Bu ülkede Kürt sorununun çözümünde yer almayan bir partinin iktidar olma şansı yoktur.”
Ali Haydar Fırat’ın açıklaması, CHP içerisinde İmralı heyeti kararıyla ilgili ilk açık kurumsal eleştiri niteliği taşıyor. Fırat, sürecin parti kurullarından geçmediğini savunarak PM’nin toplanması gerektiğini ifade etti.
Açıklamanın tamamı şu şekilde;
“Partime ve Kamuoyuna;
Ülkemizin istikbali açısından tarihi öneme sahip kararların partinin bütün yetkili karar alma organlarının hiç hükmünde sayılıp, meclis grubu ve Parti Meclisi’nin değerlendirmeleri alınmadan sayın Genel Başkanın kendi yakın çevresindeki bir kaç isimle kararlar alması partimizin tarihi, temel değerleri, demokratik kültürü ve tüzüğüyle bağdaşmamaktadır.
Eğer gereği yapılıp yada ihtiyaç duyulup Parti Meclisimiz toplanmış olsaydı bir çok diğer arkadaşımız gibi ben de düşüncelerimi ifade etme şansı bulacaktım. Bu çerçevede;
1- 38. Olağan Kurultayımızda partimizde değişim iradesi ile yola çıkarken, ülkemiz ve partimiz hakkında alınacak kararların ortak akıl, ortak vicdan ve ortak irade ile alınacağının sözünü vermiştik.
Bu söz, bu temel ilke yok sayılmıştır.
2- Bugün alınan karar, partimizin yürüttüğü demokratik mücadeleye, Kürt Sorununun çözümü konusunda özellikle son yıllarda defalarca dile getirdiğimiz toplumsal barışın sağlanması konusunda ödediğimiz bedellere aykırıdır.
Bugün parti yönetimimizin aldığı karar, partimizi tarihsel ve toplumsal olarak hak etmediği bir noktaya sürüklemiş ve statükoya hapsetmiştir.
3- Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ortaya çıkan irade bugüne kadar parti olarak savunduğumuz “Kürt Sorununun çözüm yeri TBMM’dir” anlayışına uygundur. İmralı ziyareti çözüm uğraklarından biridir çünkü bir sorun varsa ancak muhatablarıyla çözülür. Maalesef parti yönetimimiz tarihsel bir hataya düşmüştür.
4- “Terörsüz Türkiye” ve “Demokratik Türkiye” mücadelesini eş zamanlı sürdürme çağrımız alınan bu kararla çok ciddi bir biçimde zarar görmüştür. Yıllardan beridir Türk ve Kürt vatandaşlarımıza verdiğimiz barış ve demokrasi sözü askıya alınmıştır. Partimizle Kürt yurttaşlarımız arasında uzun yıllar sonra kurulan sağlam dayanışma bağı görmezden gelinmiş, yeniden başa sarılmıştır.
5- Cumhuriyetin kurucu partisi, halkçı, devrimci parti öncü ve cesur olmak zorundadır. Bizim geleneğimiz cesaretle yazılmıştır. İnsanlık tarihinde örneği olmayan bir ulusal kurtuluş mücadelesinin kahramanları kurucu kadrolarımızdır. Cumhuriyeti ve yeni bir ülkeyi kuran Büyük Atatürk, Çok Partili Yaşama geçişi sağlayan İsmet Paşa, dünyayı karşısına alıp Kıbrıs’ı kurtaran Bülent Ecevit, 1 Mart’ta emperyalizmin ülkemize girişine izin vermeyen Deniz Baykal ve tek bir arkadaşının cezaevine atılması karşısında tarihin en büyük adalet mücadelesini veren Kemal Kılıçdaroğlu bu cesur ve devrimci tavrın yaratıcıları ve sürdürücüleri olmuştur. Bugün bu tavır ortaya konulamamış, gereken cesaret sergilenmemiş ve tarihsel gelişim doğru okunmamıştır.
6- Yurtsever sol ve devrimci bir Cumhuriyet ancak tarihin öznesi olmakla mümkün olabilecek ve büyük değişimleri gerçekleştirebilecek bir gerçeklik üzerine kurulabilir. Bize yakışan cesur bir biçimde bu sürecin en önünde gitmekti. Bugün bütün sağ ve milliyetçi partilerin gerisine düşmek kabul edilebilir bir siyasal tavır değildir.
7- Diğer partilerin alacağı kararlara göre pozisyon almak siyaset değil, siyasetsizliktir. Siyaset üretmek; kendi doğrularını, kendi gerekçelerini, kendi düşüncelerini cesurca açıklamak ve halka anlatmaktır.
8- iktidara karşı negatif pozisyonlanma stratejisi bizi iktidara taşımaz. Bu ülkede Kürt Sorununun çözümünde yer almayan bir partinin iktidar olma şansı yoktur.
9- Orta Doğu’da her türlü gericiliğe ve barbarlığa karşı mücadele veren Kürt halkı hem Türklerin hem de solun doğal müttefikidir. Orta Doğu’da demokratik bir düzen Türklerin ve Kürtlerin ortak iradesi ile gerçekleşebilir. Tarihin bu büyük kırılma anında maalesef doğru tarafda durulamamıştır.
10- Partimizin politik ve ideolojik olarak yeni bir soluğa, yeni ve cesur bir siyasete ve buna önderlik edecek güçlü bir çıkışa ihtiyacı netleşmiştir. “İdare-i maslahatçılar esaslı inkilâp yapamaz” diyen Büyük Atatürk’ün izinde ülkemizi, partimizi büyütmek, güçlendirmek temel sorumluluğumuzdur.”





